Skip Navigation Links
ANA SAYFA
DOSYALAR
MAKALELER
ŞİİRLER
KAVRAMLAR
PORTRELER
SİZDEN GELENLER
YAZI GÖNDERİN
::Haftanın Gündemi
Sistemin Jakoben-Liberal çekişmesine sahne olacak 12 eylül referandumunda bakalım müslümanların tavrı ne olacak. Jakoben mi, Liberal mi yoksa mevzisini koruyan şahsiyet mi? Sizce hangisi olmalı?

::Ziyaretci Defteri
uyanışa inşallah
04.06.2010 11:26:37

Filistin meselesinde müslümanların sergilediği kararlı,tuttuğunu koparan dik duruşun
başörtü zulmü,katsayı adaletsizliği
karşısında da sergilemeleri dileğiyle.saydıklarım bizi Filistin kadar acıtmaya devam ediyorsa eğer...



Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




YÜREĞİME PRANGALAR VURSUNLAR
İdris Özyol...Gön:Elif Kaya
Hukuksuz yüreklerin ve haydut zihinlerin konuşma vaktidir artık. Zifiri gecedir varlığım. Ve sabah denilen hayal bir aldatmadır, bir hiledir, bir tuzaktır. Hayallerimizi, kolumuzu keser gibi keserek gövdemizden, uzak bir kara parçasına attık. Oyalansın modern çağ masallarıyla New York şehri sakinleri ve güzel salonlarda güzel filmler seyretsin Parisliler. Londra’da dans başlasın, Brüksel’de pazar kavgası. Biz hayallerimizin yerine kocaman kara taşlar koyarak ve silme gece, silme soğuk, silme ateş bir halde hukuk kitaplarını yırtalım gelin. Görgü kurallarını ve nezaket cümlelerini ve hitabet sanatını ve oy verme gerekçelerini kıralım birlikte. Vaatleri ve vaatlerin ardındaki yalanları ve yalanların ardındaki ödlekleri ve ödleklerin ardındaki korku imparatorluğunu devirelim bugün. Dağların ve soğuk suların ve sularda yıkanan kavruk yüzlerin hatırına devirelim hem de. Ve sorduklarında bize, sağlam gerekçelerimiz olmasın onlara göre. Mantık başka türlü işlesin ve bizim mantığımızla doğsun güneş. Bizim izahlarımızla tutulsun ay. Biz koyalım adını ayrılıkların. İhanetlerin. Ve zaferlerin.

Sen savaşmayı bilirsin hukuksuz yürek. Bilirsin inandıkların uğruna ölmeyi. Potansiyel suçlusun zaten caddelerde kollarını savura savura yürürken. Bu şehir seni sevmez. Ve sen bu şehri kalın bağırsağına dek bilirsin. Senden sakındıkları, gizledikleri, esirgedikleri her şeyi, yakılacak ve yağmalanacak her şeyi bilirsin. Bilirsin Kureyş kervanlarının geçtiği yolları. Gözlenecek ve kesilecek yolları bilirsin. Bir namlu gibi düşünmeyi öğrettiler bize. Ve namluya mermi sürülür gibi yaşadık hayatlarımızı. Nice aşklara ve nice yıkımlara tetik düşürdük. Kapıları çekip çıkarken alnından vurulmuş bir şeyler kaldı geride. Hukuksuz ve kayıtsız doğduk. Bize şah damarımızdan daha yakın olana iman ettik sadece ve gözümüzü kırpmadan vurduk şah damarımızı ve şah damarından vurduk önümüze uzattıkları anlaşma metinleri. Anlaşmak istemiyoruz biz. Silahlarımızı bırakmaya niyetimiz yok. Zaten silah bırakmak, yüreğimizi ve bedenimizi de orada bırakmak anlamına gelir. Biz yüreksiz yaşayamayız. Ve düşmanın göğsündeki boşluğa bakarak atarız zafer çığlıklarını. Damarlarında kan dolaşmayanlar ve gözlerini soğutmuş olanlar ihanet çemberinde, düşmanımızdır bizim. Ve teslim olmalarına bile izin vermeyiz onların. Çünkü her teslimiyet bizi de teslim alır biraz.

Ey hukuksuz dil! Zakkum yürek! Yaralı hayat! Kara umut! Kopart zincirlerini bugün ve dümdüz edilmiş şehirlerin üstünde yürü. Aç kapılarını mapusanelerin, fabrikaların, okulların. Bırak kendini özgür ve hesapsız ve kayıtsız ve şartsız bir dünyanın arifesine. Bayram ilan ediyorum senin iki ayağın üzerinde doğrulduğun günü ve bir bulut ağlarken geçiyorsun bıçakların imtihanından. Bıçaklar düzgün konuşur ve sadıktır bizim elimizde olduğu sürece.

İhanet etmez çelik ve sırtından saplanmadığı sürece bir bedene, kabulümüzdür. Dilimiz ve sesimizdir meydanlara düpedüz çıkan ve meydanlarda dimdik duran çocuklar. Onlar ki bayrak yerine yüreklerini taşırlar. Onlar ki ülke diye isyanlarını gösterirler. Onlar ki isimsiz ve birbirlerine sade kelimelerle seslenen kara bedenlerdir ki, ölmeyi ve öldürmeyi doğdukları gün öğrenirler. Biz doğduğumuz gün öğreniriz aşkı ve durulmaz önümüzde bir şeye yürek düşürürsek. Masaya yumruk vurur gibi ilan-ı aşk ederiz ve gerekirse gideriz masaya aklımızı koyarak.

Başkasının aklına yer yok hayatımızda. Başkasının sözcükleriyle konuşma bizimle. Dümdüz ve dolambaçsız ve dar ve alt yazısız konuş. Ölmeye gidiyoruz çünkü. Fazla vaktimiz yok seni dinlemeye. Ya sen de gel, ya ebediyen sus!


YORUMLAR

 Kayıtlı Yorum Bulunamadı


::Bir Portre
[HyperLink1]
CHARLES LE GAİ EATON (1921-2010)
devamı >
::Bir Ayet
Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder yapacağım." İbrahim de, "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" demişti. Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun." 2/124,125

::Hikmetli Bir Söz
Dahilerin yüzde biri hüner, yüzde doksan dokuzu da terdir. Thomas Edison

::Ne Okuyalım
Samuel Huntignton’un "Medeniyetler Çatışması" isimli kitabı Vadi yayınlarınc yayımlanmıştır.



Ziyaret Edilme Sayısı : 00258688

iletişim : editor@kimokur.com