Skip Navigation Links
ANA SAYFA
DOSYALAR
MAKALELER
ŞİİRLER
KAVRAMLAR
PORTRELER
SİZDEN GELENLER
YAZI GÖNDERİN
::Haftanın Gündemi
Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve "Kuşkusuz ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir?

::Ziyaretci Defteri
İnsanı selamlamak Allah’ı zikretmektir
22.01.2010 23:45:14

Medeniyet tarihinin en uzun soluklu çabaları olan kültürel ve sanatsal etkinliklerin mazbut platformlarından olan kim okur u lamucim sit eyazarları olarak sekiz aydan beri takip ediyoruz. Başarılar dileriz.

Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




KADİR GECESİ OKUMALARI
Mustafa İslamoğlu
Bir gece düşünün ki, bir ömre bedel olsun. Kadir gecesi, işte böyle tarif ediliyor Kadr suresinde. “Bin aydan hayırlı” demenin bir başka ifade şekli de “bir ömre bedel” demektir. Zira bin ay 83 yıl eder. Ama “bir ömre bedel” yerine “bin aydan hayırlı” denilmesi, 1000 rakamının tedai ettirdiği zengin çağrışım olsa gerek. Zira vahiy bin rakamını, hemen her yerde kinaye olarak kullanır. Bu bağlamda, “aklınıza gelebilecek en uzun süreli ömür” çağrışımı taşısa gerektir.

Bunu teyit eden bir ibare de, Duhan 3’te bu geceden “mübarek bir gece” olarak söz edilmesidir. Mübarek, yani “bereketli kılınmış”. Bu öyle bir ilahi bereket ki, onu ifade etmede dil bile yetersiz kalmakta, mecaz devreye girmektedir.

“Mübarek” kelimesi ism-i mef’uldür; özneye değil, nesneye tekabül eder. Bunun anlamı şudur: Kadir gecesinin kadr ü kıymeti, değer ve bereketi kendisinden değil, kendi dışından kaynaklanır. Onun özünde “bulunan” değil, ona “verilen/yüklenen” bir şeydir.

Peki, Kadir gecesini “değer yükleyen” unsur nedir?

Bu sualin cevabı, Kadr suresinin girişinde açıkça verilmiştir: Vahiy… Mübarek kılınan, mef’ul olan, yani vahiy fiiline maruz kalan bu gece, ilk vahiy kendisinde indiği için “kadr” adını almıştır. “Kadr”, isimleşmiş mastar olması hasebiyle iki manayı birden içerir. Mastar olarak “ölçme ve değerlendirme”, isim olarak “ölçü ve değer/kıymet”. Şu halde “kadir gecesi”, “ölçme ve değerlendirme gecesi” veya “ölçü ve kıymet gecesi” anlamına gelir.

“Ölçme ve değerlendirme” ne anlama gelir? Bu sualin cevabı için uzağa gitmeye gerek yok. Bu gecenin Ramazan ayı içerisinde olduğunu söyleyen Bakara 185’in sonunu okumak yeterli: “(Kur’an) insanlık için bir rehberlik, (bu) rehberliğin belgelerini barındıran bir doğru yol kılavuzu ve iyi ile kötüyü ayırmaya yarayan bir bilinç kaynağıdır (Furkan).” Kur’an’ın Furkan oluşu, muhatabına “ölçme ve değerlendirme bilinci” kazandırması demektir. Vahiy tüm unsurlarıyla muhatabında bu bilinci inşa ederek onu karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Mastar anlamıyla “kadir” bu olsa gerektir. İsim anlamıyla ise, “vahiyle değerlenmiş, kıymetlenmiş bir gece” olması anlamına gelir ve ikisi de aynı kapıya çıkar.

Zaten, eğer Duhan 3’ü göz ardı ederek “değer” ve kıymet”in bizzat gecenin kendisinden kaynaklandığını düşünürsek, bu durumda “bizatihi kutsal bir zaman parçasından” söz etmemiz gerek. Bu durumda Kur’an takviminin 365 günlük sabit “güneş yılını” değil, 355 günlük her yıl gezen “ay yılını” esas alması meselesi ortaya çıkar. Bu meseleyi dikkate alarak “Kadir gecesi bizatihi kutsal bir zaman parçasıdır” dersek, o zaman, o geceye tesadüf etmek ancak 33 yılda bir mümkün olur. Bu da geceyi bire bir bilmemiz halinde. Yok geceyi bire bir bilmiyor, Efendimizden gelen Ramazan’ın son 10 (veya 7) gününü esas alıyorsak, bu durumda bu geceye tesadüf etme ihtimalimiz minimum 360 yılda bire inecektir.

Buhari ve Müslim’in rivayetine göre, bazı sahabiler rüyalarında Kadir gecesinin Ramazan’ın son 7 gününde olduğunu görerek Hz. Peygamber’e haber verirler. Hz. Peygamber: “Görüyorum ki, Ramazan’ın son 7 gecesi hakkındaki rüyalarınız birbirini tutuyor. Artık kim kadir gecesini arayacaksa, onu Ramazan’ın son 7’sinde arasın” der.

Burada ilk akla gelenler şunlar: Rasulullah görmüyor rüyayı, sahabe görüyor, o yorumluyor. Aslında Kadir gecesi Kur’an’ın ilk nazil olduğu gece. Hz. Peygamber’in, kendi hayatının ve insanlığın dönüm noktası olan böylesine muazzam bir olayın olduğu geceyi unutması mümkün değil. O muhteşem olayın birinci şahidi olarak o günün hangi gün olduğunu bilmemesi düşünülemez. Bu konudaki tüm rivayetler, Allah Rasulü’nün bu geceyi bilmediğini değil, söylemekten kaçındığını göstermektedir. Belki de, istismar edilmesin diyedir. Ama bir yandan da, ilan edilen bu ilahi “genel aftan” yararlanmaya teşvik ediyor.

Bütün bunlardan sonra, geriye ikinci şık kalıyor: Kadir gecesi üzerinden muhataba vahyin kadr ü kıymetini bildirmek. Açılımı şu: En insan! Eğer indiği sıradan bir geceye 30 bin kat değer yüklüyorsa bu vahiy, senin yüreğine, hayatına, bilincine inmesi durumunda sana yükleyeceği değeri var sen hesap et! İndiği mekan olan, unutulmuş bir çöl kasabası olan Mekke’yi “şehirlerin anası” ve “bereketli belde”, indiği insan olan Abdulmuttalib’in yetimini “alemlere rahmet” kılan bu vahiy, sana neler katmaz ki?”

Kadr suresinin birinci ayetindeki “gece” mecaz olarak da ele alınabilir. Bu, dünya hayatına tekabül eder. Bu dünya hayatı bir “gece” gibidir. Vahiy bu dünya gecesini aydınlatan bir “nur”, bir dolunaydır. Hatırlayalım ki “nur” Kur’an’da güneşin değil ayın ışığı için (yansıyan ışık) kullanılır. Buna göre ahiret de gündüz gibidir. Orada her şey gerçek yüzüyle ortaya çıkacaktır (yakin). Bir gün bu gece bitecek ve insanda “şafak atacaktır”. Kadr suresi “Bir kurtuluş reçetesidir; ta fecr doğuncaya kadar…” ayetiyle son bulur. Ahirette insanlığın şafağı atıp aklı başına gelecek, ama vahye sırt dönenler için iş işten geçmiş olacaktır.

Tıpkı Kur’an’da cehennemliklerin ağzından yapılan şu alıntıda olduğu gibi: “(Allah) sordu: Dünyada kaç yıl ömür sürdünüz? Dediler ki: Bir gün ya da yarım gün.” (23:112-113; krş. 46:35; 10:45; 20: 104) Bu “bir gece kadar bereketsiz bir ömür”. Bunun yanına Kadr suresinde müjdelenen “bir ömre bedel geceyi” koyun. İkisi yan yana şu anlama geliyor:

Vahyin anlam katmadığı Allah’sız bir ömür bir gece kadar bereketsiz, vahyin kılavuzluğunda geçen her gece bir ömür kadar bereketlidir.

İdrak edenlere mübarek olsun


YORUMLAR
hesaplar yanlış.Haydi yazar parayı bulmuş abuk sabuk yazıyor.Hile ve hurda.Q da babasından böyle buldu.Avantadan geçinmek ve bol alkış.Allah’ın laneti üzerlerine olsun.Artık internet var.Yazının sahte hesaplar hileli olduğu ortada.Bunu anlamak için islam alimi olmaya gerek yok.Amma bu müslü şeytanlar 2*2=? bilmezler.Çünkü işleri güçleri HİLE VE HURDA.Ateşiniz bol olsun.
anonim 06.11.2008 05:49:46
erhan toprak.ismail bayrak ve böcek ;okumuyorsunuz.Site içersinde içinde PA.A geçmiyen yazıları okumuyorsunuz.Artık araya P koysanız bir alem R koysanız bir alem.İki ucunuz b.....lu değnek.06.11.2008 de sevgili yazarınıza sahtesin,avantacı babanın avantacı oğlusun yazılmış.Soru sormayı bilseniz.Sorduğunuz kadar varsınız.Size yakışır tek soru?2x2=7 bunu iyi öğrendiniz.Dolar kaç para.Hac kontencanı var.Pa a dan haber ver.İşte önemli konularınız.Kur’ana yakın değilsiniz.Anlamadınız.Soruyu düzgün sorarsanız .....anlatacağım.Kurnazlık yok.Teknolocin var.Mal ortada.Herkes tuttuğu takımı ortaya koyacak.Selam ve saygılar.
anonim 02.02.2009 09:31:55
anonim ne diyosun ben bişey anlamadım
anonim 27.04.2009 00:23:59
Bu din bilinleri bir yerlerde yanlış yapıyor ama nerde? bu kadar din alimine bu kadar hocaefendiye bu kadar takipçiye göre İslam, gerçek İslamın aksi sedası ne kadar cılız, neden???
anonim 27.04.2009 00:25:49

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
BİRUNİ (973-1051)
devamı >
::Bir Ayet
De ki: "Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır." Allah, kullarını hakkıyla görendir. (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler,Sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir. 3/15,16,17

::Hikmetli Bir Söz
"İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur." Mevlana

::Ne Okuyalım
Asaf Hüseyin’in "Devlet ve Terör" isimli kitabı Pınar yayınlarınca yayımlanmıştır.



Ziyaret Edilme Sayısı : 00174896

iletişim : editor@kimokur.com