Sistemin Jakoben-Liberal çekişmesine sahne olacak 12 eylül referandumunda bakalım müslümanların tavrı ne olacak. Jakoben mi, Liberal mi yoksa mevzisini koruyan şahsiyet mi? Sizce hangisi olmalı?
|
|
uyanışa inşallah 04.06.2010 11:26:37
Filistin meselesinde müslümanların sergilediği kararlı,tuttuğunu koparan dik duruşun
başörtü zulmü,katsayı adaletsizliği
karşısında da sergilemeleri dileğiyle.saydıklarım bizi Filistin kadar acıtmaya devam ediyorsa eğer...
Tüm ziyaretci notları için
tıklayınız
> |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Cüneyt TAŞOĞLU |
Toplumsal bir olgu olan itiraf, kimi zaman bir dost ile ya da kendine bir özeleştiri yapmak gibi görünse de, asıl olan tekrarlamamak yeni bir başlangıç yapmaktır. Hayata dair yeni başlangıç yapmadan bir itiraf yapılmış olunmaz ya da bunun itiraftan sayılması söz konusu değildir.
Sosyolojik olarak da bu böyledir. İtiraftaki en güzel yan hatalarına başkalarını ortak etmemektir. Başkalarını hatana ortak edip ona yaslanmak, bir nevi hatayı onun yüzünden işlediğini söylemek en kestirme yol gibi görünse de, uzun vadede insanın kendisine yaptığı bir haksızlık ya da bir zarardır. Çünkü bu davranış başka hatalar yapma eğilimine yol açar bir karakter zaafı ortaya çıkarır ve yaslanamayacak ve suçlayacak kimse bulamadığı zaman insanlardan ‘’bu adam güvenilmez’’ damgasını yer.
Peki yaşamdaki davranış çeşitlerinin eksiksiz anlatıldığı ve İlahi kitabımız Kuran-ı Kerim bu olaya nasıl bakar nasıl anlatır ve nasıl bir çözüm sunar? Hemen girişte bakara suresinin 30 ile 40. Ayetleri arasında Cenab-ı Hak Adem e ‘’ ye iç ama şu ağaca yaklaşma’’ talimatını verir. Ardından şeytan Adem e yaklaşarak yasak ağaçtan yemesini söyledi ve Adem yasak ağaçtan yedi. Evet görünürde şeytan Adem i kandırmıştı fakat Ademin bu hata neticesinde Allah (cc) den af dilerken gösterdiği davranış şekli yukarda anlatmak istediğimizin temelini teşkil eder.
Kuran-ı Kerim’in birkaç yerinde anlatılan bu kıssada Adem Allah (cc) den af dilerken asla şeytana yaslanıp beni o kandırdı esas suçlu o şeklinde bir söylemde bulunmaz. Esas suçlunun ve sorumluluklarını yerine getirmeyenin kendisi olduğunu, bir daha yapmayacağını affedilmez ise ziyana uğrayanlardan olacağını ve yeni bir başlangıç sansının verilmesini talep eder.
Allah (cc) zaten bizden asla hata yapmama gibi bir beklenti içinde de değildir. Zaten Kuran-ı Kerim insanın bu hali üzerine söylemlerini kurmuştur. İnsan kusurlarının nasıl düzeltileceğini öğretir ve tamamen sosyal bir vahiy kitabıdır. İnsandan hatalar karşısında pişmanlık duyup bir daha yapmamak üzere tövbe etmesini ister. Adem kıssasına dikkat edince samimi olmanın özünde ben yaptım hata benim demek yatar. Budur samimi olmanın özü ve bu yüzden kabul görür Allah katında af talebi. Allah (cc) için samimi bir tövbe yapmış biri ile hata yapmamış birisi arasında fark yoktur. Allah yolunda her şeyden vazgeçip en son çare olarak mağaraya sığınan gençler ile Adem arasında fark yoktur. Birisi hata neticesinde samimi bir tövbe yapıyor diğeri ise Allah yolunda her şeyden vazgeçebiliyor. Hak-Taala bu iki insan zümresi arasında fark koymuyor bilakis ikisini de tertemiz sayıyor. Hani ayetlerin sonunda Allah çok merhametlidir sözü ancak samimiyetten sonra gelen mukafattır. O’nun merhametinin sırrı samimiyetten geçer. Allah (cc) in kelamı olan Kuran-ı Kerim bu kıssaları elbette boşuna anlatmıyor bilakis tamamı ile toplumsal davranışları yön verici bir temel üzere indirilmiştir. Bu kıssa özellikle insanların toplum içinde veya şahsi konularda birbirlerine karşı yapmış olduğu hatalar sonucunda nasıl davranılması gerektiğini nasıl konuşulması gerektiğini anlatır. Allah (cc) in hükümlerinin bu kıssa ile başlaması çok dikkat edilmesi gereken bir husustur.
Anne babaların özellikle çocuk eğitiminde çocuklarına vermesi gereken ilk temel davranış budur. SAMİMİ İTİRAFIN KENDİSİDİR. Adem kıssası çocuklarımızı ve dolayısıyla yeryüzünün ıslahında bu davranış şeklini çocuklarımıza vermemiz gerektiğinin bir habercisidir. HATTA İYİLİĞİ TAVSİYE EDİP KÖTÜLÜKTEN SAKINDIRMANIN TEMELİ DE BU DAVRANIŞI KAZANDIRMAKLA MÜMKÜNDÜR
|
|
|
|
|
Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder yapacağım." İbrahim de, "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" demişti. Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun." 2/124,125
|
|
Dahilerin yüzde biri hüner, yüzde doksan dokuzu da terdir. Thomas Edison
|
|
Samuel Huntignton’un "Medeniyetler Çatışması" isimli kitabı Vadi yayınlarınc yayımlanmıştır.
|
|