Skip Navigation Links
ANA SAYFA
DOSYALAR
MAKALELER
ŞİİRLER
KAVRAMLAR
PORTRELER
SİZDEN GELENLER
YAZI GÖNDERİN
::Haftanın Gündemi
Sistemin Jakoben-Liberal çekişmesine sahne olacak 12 eylül referandumunda bakalım müslümanların tavrı ne olacak. Jakoben mi, Liberal mi yoksa mevzisini koruyan şahsiyet mi? Sizce hangisi olmalı?

::Ziyaretci Defteri
uyanışa inşallah
04.06.2010 11:26:37

Filistin meselesinde müslümanların sergilediği kararlı,tuttuğunu koparan dik duruşun
başörtü zulmü,katsayı adaletsizliği
karşısında da sergilemeleri dileğiyle.saydıklarım bizi Filistin kadar acıtmaya devam ediyorsa eğer...



Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




GÜLEN HAREKETİ’NİN ‘ESFÂR-I SELÂSE’Sİ
Kenan Çamurcu


İranlı düşünce ve siyaset adamı rahmetli Bâzergân’ın kurduğu Özgürlük Hareketi’nin önde gelen isimlerinden, halen İngiltere’de gönüllü sürgün hayatı yaşayan bir mühendis birkaç ay önce İstanbul gezisi kapsamında ziyaretimize de gelmişti. Dinî düşüncenin değişim, reform ve ihya meselelerini konuşurken sohbet Gülen Hareketi’nin bu minvalde ifade ettiği anlama yöneldi. Müslüman zihnin modern dünyaya karşı tutumu, yeni kelâma duyulan ihtiyaç, modernite içinde Sünni ve Şii fıkhın kapasitesi vs. üzerine hayli etkileyici tahliller yapan misafirim son zamanlarda sıklıkla işittiği bu hareketi sohbet konumuz dahilinde nereye oturtabileceğini anlamaya çalışıyordu.

Bu ve benzeri örneklerden anlaşılıyor ki, Gülen Hareketi, bir yandan Türkiye’nin değişim sürecinde oynadığı dikkat çekici rol, öte yandan dünyanın muhtelif yerlerinde Türkçe de öğreten okullar açma faaliyeti ile dindar aydınlar arasında takip edilmeyi hakeden mühim bir gelişme addediliyor. Hususen Ortadoğu’da, Mısırlı el-Benna ve Pakistanlı Mevdudi’den sonra bu kez Türkiye’de Gülen’le başlayan yeni sosyopolitik dalganın ilgiyle izlendiğine dair çokça örnek var.

Ali Bulaç’ın tasnifini takip edersek, Gülen’in Erzurum’da yerel ve İzmir/İstanbul mihverli milli ölçek aşamalarını katettikten sonra nihayet Washington’da küresel tedris, tebliğ ve tavsiye merhalesine geçmesiyle birlikte Hareket’in Türkiye’de siyasi değişimin önemli dinamiğinden ibaret özelliğini aştığına ve Türkiye dışı dünyada da merak edilen bir toplumsal vakıaya dönüştüğüne kuşku yok. Hareket’in İslam âlemine model olup olamayacağı cihetindeki tartışmanın manasını, yerli yabancı birtakım çevrelerin Hareket’e kendi dünyagörüşlerine elverişli bir hüviyet kazandırmak için sarfettikleri çaba da teyit ediyor.

Gülen Hareketi’nin, 60’lı yıllarda başlayıp bugünlere kadar gelen ‘üç yolculuğu’nun (Molla Sadra’nın, insanın kemâl yolundaki bâtıni seyahatini anlattığı şaheseri Esfâr-i Erbaa’dan mülhem tarifle ‘esfâr-i selâse’nin) son aşamada ulaştığı etki ve derinlikle beraber ortaya bir hüviyet ihtiyacı çıktığını, Hareket’in zâtına ve sıfatlarına isim vermekle ilgili halihazırdaki belirsizlikten kavramak mümkündür. Sözkonusu sosyolojinin hüviyet ihtiyacı karşısında suret kazandırmaya talip bunca muhit, bunca gayret ve hatta öylesine keskin yatay çelişkilerin ortaya çıkması, Hareket’in küresel gelecek tasavvurundaki yeriyle ilgili beklentilerin ulaştığı seviyeyi gösteriyor olabilir.

Gülen Hareketi’nin ‘esfâr-i selâse’sinin âhir zamanı eğer kemâlin zirvesi ise ve bundan böyle muktedir kemâlâtla zirveden halka doğru müstakar (stabil) seyir haline geçilecekse, daha önce acil gereği hissedilmeyen hüviyet meselesinin behemehal çözülmesi lazım gelen tahayyül ve tasavvurun konusuna dönüştüğü öne sürülebilir. O halde Hareket’in küresel akına katılarak (kapılarak?) kendisine buna uygun bir kimlik inşa etmesinden başka uygun seçenek bulunmadığını havuç-sopa diyalektiği içinde dile getirenlere kulak verilmesi durumunda Hareket’in elindeki dinî/manevî meşruiyet kaynağından geriye ne kalacağı kaygısını taşıyanlara hak vermek icap eder. Zira dinî düşünce havzasındaki akımlar, modernlik sonrası “hakikatsizlik”in krallığında, “bilimsel hakikat”in egemenliğindeki modern dünyaya cevap vermede sergiledikleri yüksek kapasitenin hayli altına düşmüş durumdadırlar.

Modern zamanlarda İslam’ın kavramlar dünyasını ihya ve inşa etme gayretiyle girişilen tasfiye (bilginin İslamîleştirilmesi) herşeye rağmen dinî düşünceyi verili duruma ayarlama sonucuna da yolaçabildiyse, modernlik sonrası durumda “postmodernizmin İslamileştirilmesi”nin İslamî görüş ve cevap sanılması çok daha mümkündür. Üstelik ikinci durum, birinciye mündemiç zıtlığın sunduğu imkanların aksine içbükey dönüşümü kolaylaştıran ayartıcı teşviklerle tebarüz ediyor.

Gülen Hareketi, küreselleşmeci doktrin içinde anlam kazanan neoliberal tavsiyelere uyup “hakikatsizlik”in hegemonyasına boyun eğerse, üreteceği yeni kelâm, Müslüman zihnin istikbalini aydınlatacak dünyagörüşü, fıkıh ve felsefenin müspet çerçevesini kuramayacaktır. Böyle bir dünyada ortaya dinlerarası diyalog değil, dinler esperantosu ve telfik-i şerâyi fikriyatı; İslam’ın tarihselliğine itibar değil, ayıklanmış yeni bir tarihsellik tesisi; yumuşak gücün kültürel aracı olarak dil değil, değerler hiyerarşisinde en üst sıraya yerleştirilmiş siyasi araç olarak dilin yolaçtığı ulusal ve seküler bir din okuyuşu çıkabilir.

kenan@camurcu.com


YORUMLAR
zihniyetlerini pek beğenmesem de muhteşem bir örgütlenme tarzları var nur cemaatinin...
insanları gönül bağıyla nasıl bağlıyorlar anlayamıyorum....
tefsirsiz,farklı okumaların yapılmadığı,insanların ufuklarının zerre açılmadığı sohbetlerine akın akın gidiyor millet....
tek tipleşme....
yorum yok...
kutsal akıl yok...
hikmet arayışı yok....
hizmet....yalnızca hizmet....
neyseki o harika...ona laf yok....rabia sivas
anonim 31.10.2009 18:41:59

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
CHARLES LE GAİ EATON (1921-2010)
devamı >
::Bir Ayet
Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder yapacağım." İbrahim de, "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" demişti. Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun." 2/124,125

::Hikmetli Bir Söz
Dahilerin yüzde biri hüner, yüzde doksan dokuzu da terdir. Thomas Edison

::Ne Okuyalım
Samuel Huntignton’un "Medeniyetler Çatışması" isimli kitabı Vadi yayınlarınc yayımlanmıştır.



Ziyaret Edilme Sayısı : 00258690

iletişim : editor@kimokur.com