Skip Navigation Links
ANA SAYFA
DOSYALAR
MAKALELER
ŞİİRLER
KAVRAMLAR
PORTRELER
SİZDEN GELENLER
YAZI GÖNDERİN
::Haftanın Gündemi
Sistemin Jakoben-Liberal çekişmesine sahne olacak 12 eylül referandumunda bakalım müslümanların tavrı ne olacak. Jakoben mi, Liberal mi yoksa mevzisini koruyan şahsiyet mi? Sizce hangisi olmalı?

::Ziyaretci Defteri
uyanışa inşallah
04.06.2010 11:26:37

Filistin meselesinde müslümanların sergilediği kararlı,tuttuğunu koparan dik duruşun
başörtü zulmü,katsayı adaletsizliği
karşısında da sergilemeleri dileğiyle.saydıklarım bizi Filistin kadar acıtmaya devam ediyorsa eğer...



Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




MÜMİNLERİN KORKU KÜLTÜRÜNE TESLİM OLMALARI
Bünyamin ZERAN
Batının hakim olduğu bir dünyada Müslüman kalmak ve Müslüman olduğunu haykırmak elbette ki cesaret ister. İnsan psikolojisinde güçlü olana karşı bir savaşım veriyorsanız genelde savunmacı bir mantıkla mücadele edersiniz. Ama şartlarınız ne olursa olsun içinizdeki güce iman ederseniz güçlü olduğunuzu düşünür savunmacı mantığın ötesinde olması gerekeni yaşamaya ve ortaya koymaya çalışırsınız.

ABD’nin Avrupa’nın da desteğini alarak Ortadoğu’da, İsrail’in Filistin’de Güney Lübnan’da, Çin’in Doğu Türkistan’da, Rusya’nın Türk devletlerinde, Çeçenya’da, devamında Bosna’da, Endonezya’da, Somali’de, Arnavutluk’ta Müslümanlara karşı süregelen zulümler, toplu katliamlar Müslümanları içe kapanık savunmacı bir alana hapsetmiştir. Bu seri cinayetlerin, tecavüzlerin, soykırımların yanı sıra propaganda kültürüyle yaptığı bu soykırımlara ve tecavüzlere karşı direnen, silahlı mücadeleden direnişçi Müslümanları terörist olarak dünyaya lanse etmeyi başarmıştır. Batının istediği İslam batının hegomanyasına, sömürüsüne hiçbir zaman ses çıkarmayan bir İslamdır. Bunun için Batı kılıcında İsa’nın sevgisiyle Musa’nın öfkesini birleştiren savaşçı bir peygamber motifinden Muhammed (as)’dan rahatsız olmakta ama aynı Batı “ne olursan ol yine gel tövbeni yüzbin defa bozmuş olsan da yine gel, bu kapı umutsuzluk kapısı değildir” laçkalığıyla hümanist anlayıştaki Mevlana’yı yüceltir ve 2007 yılını Mevlana yılı ilan eder. Fethullah Gülen’i kendi çiftliğinde besler ve İngiltere lordlar kamarasında ona payeler verir. Çünkü o tam bir diyalog adamıdır. Zira Gülen ve onun versiyonundakiler İslamın savaş dini olmadığını haykırır ve onlarda Avrupa ve ABD gibi direnişçileri terörist ilan eder. Muhammed (as), Danimarka’da, İngiltere’de ve çeşitli batı ülkelerinde terörist olarak karikatürize edilirken Müslümanlarda onun barışçıl bir peygamber olduğunu ispat etmek için yarışırcasına kutlu doğum etkinlikleri düzenlediler. Oysa peygamberin direnişçi bir peygamber olduğu gerçeğini haykıramadılar. Üçyüz sahabesiyle bin kişilik ordunun karşısına dikilen Muhammed bu gün yaşıyor olsaydı Fethullah Gülen gibi diyalog çağrısı yapmayacağı kesindi.

Dünyada Müslümanlara karşı topyekün bir savaş başlamışken böylesi bir savaşın karşısında Bilal’in yaptığı gibi ehad diyebilmek elbette zordur. Efendilerin sürgünlere göndermesi tehdidi altında, öldürmesi karşısında, tecavüzü karşısında elbette ehad demek ancak bu dinin ve onurunun kıymetini bilenlere hastır. Yaşadığımız hadise bir Tebuk seferi hadisesi gibidir. Yol uzun ve dayanılmaz ölçüde sıcaktır. Ganimet elde edilmeyecektir ve düşman bizim yüz katımızdan daha fazladır. Ya evlerimiz açıktır, bahçemizde ürün devşirme zamanıdır deyip geri çekileceğiz ya da bu zorlu seferde resulün safında yerimizi alacağız. Ya korku kültürüne kendimizi teslim edip her gün biraz daha aşağılanarak yaşayacağız ya da ehad diye haykırıp onurumuzla, dünyaya bir şahitlik bırakarak gideceğiz.

Müslümanlar değişen dünya ölçeğinde sermayeyle tanıştılar, refahla tanıştılar, iktidarla tanıştılar ve her tanımanın bedeli olarak inançlarından verdiler. Geldikleri noktaya baktığımızda adına İslamcı sermaye denilen kesimin kapitalist sermayeden hiçbir eksiği olmadığı gibi tersine onlardan daha kapitalist pozisyona girdiler. Bu gün Tekbir firması İslami jargonları kullanarak tesettürü bir estetik moda kültürü olarak tanımlayıp üzerinden para kazanmaya başladı. Dünün İslami yazarları bugün devlet tarafından başları okşandığında hemen iktidarcı olmaya başladı, dünün mücahitleri bugünün mütahitleri oldu ve dün adil düzen diyenler bugün liberal, muhafazakar savunucuları oldu. Hal böyle olunca Müslüman kesim ağzına çalınan bu balla susturuldu ve içinde bulunduğu refahın peşinden koşturup azgınlaştı. Toplumsal statü olarak daha alt kademedeki müslümanlarda okumayı bıraktı, kendini yenilemeyi ve dizaynı bıraktı ve giderek sıradanlaştı. Öyle ki artık esas tartışılması ve konuşulması gerekenler bir kenara koyularak incir kabuğunu doldurmayacak meseleler için birbirlerini kırmaya ve yıllar süren ilişkilerini askıya almaya başladılar. Oysa bu davranışlarıyla tam bir psikolojik boşluğa düştüklerini ve yenilgiyi giderek kabul edip buna alışık bir şekilde yaşamayı kendilerine sorun etmediler. Ve yaşadıkları gibi inanmaya başladılar. “Denedik olmuyor işte!” sözleri daha fazla söylenmeye başladı. Oysa söylenecek onca güzel sözün içerisinde söylenmemesi gereken en berbat sözcüktü bu söylev. Korku kültürüne teslim olmak bir yerde Müslümanların işine geldi. Kim kazancından arta kalanı infak edecekti, kim dostu için gece rahatını bozacak kim düşüncesi uğruna gece yarıları baskınları göze alacak kim maç keyfini bir yana koyup görüşmelere gidecek, kim kısır ve puaça partilerinden kendini sıyırıp Müslümanlara evini açıp çocukların evi batırmasına, bulaşıkların çoğalmasına razı olacaktı. Kim evinde eşiyle ve çocuklarıyla huzurlu bir yaşam geçirmesi varken eşinin görüşmeler için seyehat etmesine evine sık aralıklarla misafir getirmesine razı olacaktı. Oysa Allah her kuluna kaldırabileceği oranda sorumluluklar yüklemişti. Ama Müslümanlar kaldırabileceği sorumlulukları kaldırmamak hususunda direttiler. Sonuç maalesef ortada. Müslümanların sorumluluklarına sahip çıkmasıyla aşılabilir bu korku kültürü. Ne kadar çok ehad diyen bir toplum olursak ancak o zaman Rabbin rahmeti üzerimize iner ve zalimler bu kadar zalim olamaz.


YORUMLAR
öğretilmemiştir bana kavga
bana masum gülücükler öğretilmiştir....

mü’minin kor gibi yüreğinden kalemine akan bu sözleri işittiren Allah’a hamd olsun.selam ve dua ile....
anonim 06.09.2009 02:37:49
dünayaya gözlerini dikenler hiç düşünmeden fikirleri uğruna canlarını ortaya koyarken, müslümanların kıllarının bile kıpırdamaması çok acı.. bi türlü kuran toplumu olmayı beceremedik. peygamberimiz gibi sadece allahdan gelen vahyi yaşamak yerine biz hocaların efendilerin sözlerine daha çok itibar ettik. şu kuran ayında allah hepimizi kendisinin şerefli kıldığı gibi bir hayat yaşamayı nasip eder.
ismailbayrak 06.09.2009 13:59:39
’’Hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılın,parçalanıp ayrılmayın...’’Ali imran-103
niye bizden olanları acımasızca eleştirmek son zamanların modası oldu.yazarın geçen ki yazısında da aynı atıflar...mevlana ve nurculuk...kimsenin savunuculuğunu yapmak niyetinde değilim ama,uyandırmak,direnişe çağırmak böyle olmamalı...yazar diğer söylemlerinde sonuna kadar haklı.çok iyi okumuş islam toplumunu.yaşadığı acıyı tahmin edebiliyorum.ama isim verdiği konulara gelince.... ben,Allah ın yolunda olduğunu ve O’na hizmet ettiğini söyleyenler hakkında konuşurken biraz daha insaflı olurdum...rabia sivas
anonim 06.09.2009 17:30:52
uzun zamandan sonra sizi yeniden okuma fırsatını bulmak mutluluk verici.
eleştirilmiş olmak sevilmiyor olduğunuzu göstermez dimi?hem mevlanayı,hem nurcuları hem de sizi tasvip etmek çok mu yanlış.hepsi aynı kandilin ışığı...sadece kimi light,kimi bulanık,kimi de göz kamaştırıcı...kapasite meselesi bu...ya da ben öyle görmek istiyorum.inandım diyen birinin bu dine bile bile zarar vermeye çalışacağına inanmak istemiyorumdur belki...bu kadar zilleti kaldıramaz yüreğim.neyse..lütfen eskisi gibi sıklıkla siteye misafir olunuz.belki sizle birlikteaylar önceki yazılarınıza yorum yapan o arkadaşları da tekrardan görmek mümkün olur.selametle.RABİA SİVAS
anonim 06.09.2009 18:06:04
Yazı,üzerinde uzun uzun durulması geren konuları özet hale getirmiş belliki yazarın söyleyecek çok sözü var.Bence Nurculuk ,Mevlana yaklaşımları ayrı bir yazı konusu,Müslümanım diyenlerin Dünyevileşme temayülü hastalığına düşerek sıradanlaşması meselesi ayrı konu gibi..
Yazar bize bizi özetlemiş sağolsun.
Erhan TOPRAK
anonim 07.09.2009 17:50:05
Rabia hanım eleştirileriniz için çok teşekkür ederim. eleştiri insanın zihin dünyasını zenginleştiren bir olgudur. İslam adından müteşekkil kendini tamamen teslim etmektir. kendi varlığından kendinden daha aşkın bir varlık için vazgeçmedir, adamadır kendini. Onun için bu teslimiyetin light’ı, bulanığı olmaz. Düşünsel farklılıkları elbette olur ama Allah’ın sınırları iiçinde kalmak kaydıyla. Benim esas anlatmaya çalıştığım şey müslümanların yitirdiği kaygılı olma hali. Ben buna iman etmede gösterilen zaafiyet diyorum. Dünyevileşmeye kayan bir hayat tercihinde bulunuluyor olması. Eğer nerde duracağımızı bilmezsek uçurumun farkında olamayız diyorum. Saygılarımla. Bünyamin zeran
anonim 07.09.2009 21:56:46
İnsan nasıl ve nerde taviz verebilir denince aklıma Hudeybiye gelir.Bismillahirrahmanirrahim yerine BismikeAllahümme yazılmasına müsaade eden Allah Rasulu....(taviz kelimesini kullanan bu fakiri affedin)
Nur hareketini helal dairede kalamamaları ve başörtüsüne yaklaşımları nedeniyle eleştiriyorsanız ben bu konuda onlara daha ağırını zaten konuşuyorum.çok sevdiğim halde öğretmenliği bırakmak zorunda kalan biri olarak,hizmet adı altında verilen bu tavize en çok ben çıldırıyorum.
Bir insan,dininin hayrına geri adım atacaksa,kaldırdığı ayağını ancak Allahın sınırlarının içine atmalı yeniden...aradaki fark ancak Bismillah ile BismikeAllahümme kadar olmalı...Bu kadar değişim Allah ı incitmez sanırım.Hudeybiye deki gibi...(ama yurt ve okul gibi faaliyetlerine duacıyım,emeklerinin meyve vermesi taraftarıyım,başörtüsüne teferruat demedikleri sürece...)Kuranın kastettiği o sevgi bağını kurabilmek dileğiyle.... RABİA SİVAS
anonim 08.09.2009 17:02:15
korku; birşeyi kaybetme ihtimalinde doğar. her korkumuzda birşeyimizi kaybetme ihtimali vardır. "müminlerin korku kültürü..."bu da ne demek şimdi!
iran’a sefere çıkan islam orduları komutanı, iran şahına elçisiyle haber gönderir. "ey kral, sizin yaşama olan hırsınızdan daha fazlasını ölüme karşı hisseden bir orduyla gelmekteyiz. ya teslim olun ya da kaçın"...o müminlerin kaybedecekleri bişeyleri yoktu.
anonim 08.09.2009 21:43:36
şimdi ki islam toplumunun o kadar çok kaybedeceği şey var ki. bu da hiç yakışmadığı halde "müminlerin korku kültürü" yazısının konusu olmuş. maalesef. iş, aş, eş, çocuk, emniyet, makam, mevki, maç saatleri, tv.dizileri, cemaat trajı ve reytingi... vs.vs.hepimiz şahidiz. lütfen çekirge adımlarımızı bırakalım. nereye atladığımıza bir bakalım. ashab-ı kehfin, bilalin, hüseyinin, ömer muhtarın, malkom x’in, akif’in ve diğer müminlerin sergilediği kulluğun ve zulme başkaldırının farkına varalım. zayıf, yamuk, light, korkulu mümin olmaz, tarih yazmaz bunu. tarihin gördüğü ancak izzetli ve şerefli müminlerdir. dilek buz

anonim 08.09.2009 21:43:47
Biz müslümanlar o kadar kuşatılmışız ki korkular, kaygılar bizi esir almış. Bak şöyle yaparsan bunu kaybedersin. Orda durursan şu menfaatinden olursun. yeter artık demeliyiz. kaybedecek bir şeyim yok diyebilmeliyiz. Aslında bu korkularımızı sildiğimiz zaman neler kazanabileceğimizi bir idrak edelim. Allahın rızası kazançların en güzeli değil mi ....işte o zaman dik duruşu kazanabiliriz.
0nurlu bir hayat için lütfen KORKUSUZCA dik duralım...
anonim 09.09.2009 15:32:47
DUR CANIM KARDEŞİM ELİNDEN ALAN MI VAR.
BEYLİK SÖZLER SÖYLENMESİ KOLAY, DİLİNDE KEMİĞİ YOK.LÜTFEN YAPACAĞINIZ ŞEYLERİ ÖĞÜTLEYİN...
YOKSA SUSUN VE DİNLEYİP ÖĞRENMEYE ÇALIŞIN.
SELAM VE MUHABBETLE
EKREM CANSU
anonim 10.09.2009 17:23:54
aslında gerçekten inanan müslümanlığını haykırmaktan ve gücü yettiği kadar tebliğden korkmaz,ama zamanımızda her haykırış kendi dağına çarpıp kendi kulakalarını sağır ediyor,ulaşması gereken yere söylenen söz ulaşamıyor,bir şeyler yapmak sözü aslında içinde inanç ve itikat taşıyan herkesin sözü,ama söylediğin son sözler gibi söyleyen çok birşeyler yapmalı diye ama sen yapıyorsun senin yaptığın gibi bir şeyler yapan çok az ,dilek bir şeyler anlattı,etkileyiciydi,özellikle dostlara ve hakedenlere açılan o evde mutfaktaki masada bir tomar para ve dostlar ihtiyacı olan ihtiyacı olduğu kadar alsın yazısı ,cömertliğin ,paylaşmanın gerçek müslümanın nasılk olması gerektiğinin çok iyi bir örneği,kalemin ve biliyorum yüreğin sağlam dost,yüreğine sağlık hasan DAŞTAN
hasandastan 16.09.2009 01:01:02

 


::Bir Portre
[HyperLink1]
CHARLES LE GAİ EATON (1921-2010)
devamı >
::Bir Ayet
Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder yapacağım." İbrahim de, "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" demişti. Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun." 2/124,125

::Hikmetli Bir Söz
Dahilerin yüzde biri hüner, yüzde doksan dokuzu da terdir. Thomas Edison

::Ne Okuyalım
Samuel Huntignton’un "Medeniyetler Çatışması" isimli kitabı Vadi yayınlarınc yayımlanmıştır.



Ziyaret Edilme Sayısı : 00258576

iletişim : editor@kimokur.com