Sistemin Jakoben-Liberal çekişmesine sahne olacak 12 eylül referandumunda bakalım müslümanların tavrı ne olacak. Jakoben mi, Liberal mi yoksa mevzisini koruyan şahsiyet mi? Sizce hangisi olmalı?
|
|
uyanışa inşallah 04.06.2010 11:26:37
Filistin meselesinde müslümanların sergilediği kararlı,tuttuğunu koparan dik duruşun
başörtü zulmü,katsayı adaletsizliği
karşısında da sergilemeleri dileğiyle.saydıklarım bizi Filistin kadar acıtmaya devam ediyorsa eğer...
Tüm ziyaretci notları için
tıklayınız
> |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Gön:Selim Irmak |
Diyorum ki kaç sene önce yazdığım, sır gibi sakladığım günlüklerimi karıştırayım. avusturalyalı bir gazetecinin okula gelip ısrarla istediği ve bir kopyasına ulaştığı bu günlük, tozlarını döküyor. sanırım kalbimdeki yaralar iyileşiyor artık ve ben ve zulüm ve bacılarım. işte sahne.
11 Eylül 2000
İşte başörtüsü zulmünün perdesi açıldı bugün. Bakalım kaç perdelik bir oyun bu.. ve bakalım bizler bu oyunun başrol oyuncuları neler yapacağız... ve hepimiz göreceğiz OYUNUN YAZARI KİM???
herşey inönü dönemini andırıyor,zulüm kokuyor hertaraf. "rabbim bu merhametsiz kalplere bir zerre rahmetinden serp, ne olur yanlız bırakma bizleri"
Başımı açmayacağım, başımdaki başörtüsünü mani olacak eğitimime ne saçma,ne ufak bir konu.
zaman sürecinden geçen her mekanda yaşanan bu davayı savunma şerefini Rabbim bize, bana da nasip etti, şükür...
şuan da bir savaştayım...
13 Eylül 2000
tarihi yazarken ellerim titriyor ve bocalıyorum, nasıl ikibin. nasıl olur diye. bizi bağnazlıkla suçlayan o yenilikçi ve ileri zekalı insanların buları bu tarihti o muazzam beyinleri ile nasıl düşündüğünün sorusunu soruyorum devamlı...
bizlere gerici diyorlar, yapmayın allah aşkına dünya sizleri izliyor, hangi hareketinizde çağdaşlık kırıntılarını taşıyorsunuz?islam yobazlık dini diyorsunuz, onun için insanlara hür demokratik bir yaşam sunuyorsunuz değil mi? sizin inançlarınızdaki hürlük bedenen çıplaklıktan ileri gitmiyor.ama ben dinimle ve başörtümle hürüm.sizin hürriyet çizginizi sınırlı beyin kapasiteli moda patronları belirlerken, benim hürriyetimi Allah belirliyor.şimdi tekrar düşünün acaba kim hür??? kim daha ileri görüşlü kim daha yobaz ve kısıtlı...?
farkında değildik başımızda ne büyük bir cevher taşıdığımızın. okula gelen polisler bizim başımızı zorla açmak üzere üzerimize çullandıklandığı anda, işte tam o anda anladık başımızdaki cevheri.
hayallerim vardı, ülkeme insanlığa en önemlisi islama faydalı olmak için çabalayacak ve okuyacaktım. ama bunları yine yapacağım, siz isteseniz de istemeseniz de.
şuan derslere girerken iki seçenek sunuyorlar, ya başını açıp derse gireceksin yada dışarııı...ama ben derslere girmek istiyorum hemde başörtülü olarak...
Rabbim beni ikileme düşürme, bu vebali kaldıramam. ayaklarımı sabir kıl...
14 Eylül 2000
zulüm aynı. okuldaki kızlar bacılar perişan.hissizleştik birden.ne olmuştu ne yapmıştık. ne tarifsiz bir duygu bu, bir sabah uyandığında tüm geleceğini yıkıntılar altında bulmanın acısını nasıl anlatabilirki insan. daha dün 2 otobüs çevik kuvvet ve robokop polisleri ağarladık ve bundan sonrada sanırım hep böyle olacak.sanki teror,stler saklanıyor içerde. nasılda ağrına gidiyor insanın. nasılda eziliyor içi...neydik bi??
kimdik???
bana allahın ayetlerini anlatan hocalarım beni dersten atarken beni ne olarak görüyorlardı acaba.
onların gözleri ile görmek isterdim kendimi.
neydi iman, hayır ve şerrin Allahtan geldiğine inanmak nasıl oluyordu???. bizler nezaman aklımızı başımıza alacağız. eylemlerimizi ve joplanarak dayak yememizi televizyonda çekirdek çıtlayarak izleyenlerin "tüh tüh" lerine mi ihtiyacımız varmı acaba bizim.
onların yada bilmesi gerekenlerin şunu bilmesi lazım ki, BU BAŞ BU GÖVDEDEN ÇIKMADIKÇA, BU BAŞÖRTÜSÜ DE BU BAŞTAN ÇIKMAYACAK!!!
yine herzaman olduğu gibi dersten atıldım bu günde.
bu satırları yazarken gözlerimden inen gözyaşlarıma şahit oluyor her harf. ama çaresizlikten değil acıdan ağlıyorum. kendi ülkemde bunları yaşadığıma ağlıyorum. tekbir neden yüzünden bunları reva görmelerine ağlıyorum.
ama İSLAM ELBET GALİP OLACAKTIR!!!
15 EEylül 2006 CUMA
5 sendir arkadaşlarla her cuma salavatlaşırız ve bayramımızın iyi geçmesi için dualar eder sohbetler düzenleriz.. ama şu son iki ayda ne yaptığımızı yada yapacağımızı şaşırdık.hele bu gün bayramımızı polislerle kutladık.
enteresan bir durum hasıl oldu. kantine yiyecek almak için önüme bahçenin ortasında iki polis dikildi, ben onlara ne alcağımı, neden alacağımı vede neden acıktığımın hesabını verip kantine indim. dönüşte iki polis tekrar sınıfa kadar bana eşlik ettiler. doğru aslında ben çift kaşarlı tostumun arasında bıçak, silah, bomba diğer elimdeki dumanı üstünde püfür püfür taze demlenmiş tavşan kanı çay görünümlü, pilastik bardak içinde kezzap taşıyor olabilirim.
Allahım sen sabır ver. ne yapmaya çalışıyorlar. sinirlerim iyice yıprandı. kaç gündür bu durum hep böyle. özellikle belli başlı bir kaç öğrencinin üzerine düşüyorlar. amaçları yıpratmak değil mi zaten???
dayanacağım haksızlık ortaya çıkacak ve ben DAYANACAĞIM...
18 Eylül
hafta başı. okula girdiğimizde okul yetkilileri hiç bir öğrenciyi içeri almayıp anons yaptılar. başını açmayan tüm kzı öğrenciler spor salonuna toplandı.
"açın başınızı, direnmeyin, bizide kendinizide zor durumda bırakmayın. okuyun bir yerlere gelin, sizi kapatanları siz kapatın..." koca bir birifink veya konferans da denilebilir o kulun en fiyakalı hocası tarafından verildi. anlamadığım nokta şu, liseyi okumak için açacaksın başını, üniversiteyi okumak için açacaksın başını, hadi kazara devlet memuru oldun açacaksın başını. yani tüm hayat boyu verilen bir taviz. bu yavizlerin arkası gelmeyecek. hani ben sağlamdım. eğilmeyecektim, bükülmeyecektim.vel hasılı kelam 300 başörtülü öğrenciden ikna edemedikleri 25 kişi kaldık. ve üç saat boyunca üzerimize kilitlenen salon kapısı ardından birinin kapıyı açıp bizi evlerimize göndermesi.
çok göze batıyorum okulda. sürekli gözlem altındayım evime kadar polislerle gidiyor sabah yine onlarla geliyorum okula derslere giremeyeceğimi bile bile...
ailemi? babam evlatlıktan reddetmek üzere gözüne görünemiyorum. tüm umutlarını bağladığı kızının halini görüp hem üzülüyor hemde başımı açmayışımın, sadece saçmalık olduğu ve işime öyle geldiği, devlete karşı konulamaz fikirlerini savunuyor. çift tarflı cehennem.
" babacım, hakkını helal et, inançlarım ve senin sevgin arasında gidip gelmek yaralıyor beni. çatma kaşlarını beni aşağılama, kötü şeyler değil yaptıklarım.belki rabbim katında git gide yükseliyoruz. BABACIM HAKKINI HELAL ET..."
zalimlerr!!!
beni inançlarımla, çevremle, ailemle karşı karşıya getiren zalimler. kilitleyin kapıları üzerimize, hangi kilit rabbin emri sonrasında dayanabilir.???
HANGİSİİ?
19 Eylül 2000
BAŞÖRTÜSÜ ZULMUNE DEVAM
aslında başka birşeyde yazmasam olur fakakat yazmalıyım. anlatmalıyım neler yaşadığımızı.
neler neler yapılıyor yıldırmak için...!
derslerden teker teker çıkarılıp saatlerce boş odalara kilitleniyoruz. bazen başımızda iki psikolok oluyor.işte ozaman yandık.çekilmezz... amaç beyin yıkamak ama amaçlarına daha bir yaklaşıyorlar sanki. zaten evde aile baskısında olan kızlar burada da baskıya dayanamıyor. birşeyler yapalım diyoruz. tamam deniyor. hadi şu saatte toplanın diyoruz etrafta kimseler yok.. aslında konuşan adamımız bol da birşeyler yapacak adam yok mevcutta. ama bu dava benim. tek kalsam da benim...
20 Eylül 2000
okulda ortam gergin. ilk başta baskı yapıyorlar, bakıyorlar ki biz direnmeye başlıyoruz, ortalık bir anda süt liman...
öğrenci velileri siyasi partilerin tek tek kapısnı çalıyor.bizde 4 kişi bir ekip oluşturduk ve bildiğimiz bütün gazete ve radyolara gittik, sonuç? sonuç hiç iç açıcı değil. neden korkuyor bu insanlar YAYINLARDA AHKAM KESEN ADAMLAR KAPILARINA GİTTİĞİMİZDE NİYE BİZİ PROGRAMLARINA KABUL ETMİYOR??? niye bize canavarmışız gibi bakıyor ve davranıyorlar? yollarda otobüslerde metrolarda heryerde insanların gözleri üzerimizde, her halimiz ve hareketimiz takip ediliyor sanki yaratıklarmışız gibi. Müslüman bir ülkede yaşadığımız şeylere bak, bugün dolmuşta kadının biri durup dururken bana tokat attı. neye uğradığımı şaşırdım. sonra başörtümü tutup
-işte bu yüzden başımıza gelmeyen kalmadı diye çılgınlar gibi bağırdı.
birden kalkıp kadına karşılık vermek istedim ama aklıma sahabe-i kiram geldi ve sustum. tebessümle kadının elini tuttum ve başörtümü bıraktırdım...
dik durmak bazen çok zor geliyor...
dik durmak bazen çok zorlaşıyor...
devletim beni hor görüyor, insanımda öyle, hepsinin nedeni başımdaki cevher. ama muvaffak olamayacaklar. Rabbimin emri herşeyin önünde elhamdülillah...
düşünüyorumda kadının söylediklerini...
başörtüm devlete zarar verecek ne yapmış olabilir ki???
*DEVLET HAVAALANI AÇTI DA BİZ Mİ YIKTIK?
*TRAN YOLLARINI BİZ Mİ PARÇALADIK?
*İŞ İKANLARININ ÖNÜNÜ BİZ Mİ KAPATTIK?
*İNSANINA RAHAT BİR HAYAT HAZIRLADI DA BAŞÖRTÜSÜ MÜ ENGEL OLDU?
BİZ TOPLUMU GERİYE GÖTÜRÜYORMUŞUZ.
BİZ NE YAPTIK Kİ? DEMOKRASİNİZ ÇALIŞMIYOR, ADALET SİSTEMİNİZ EKSİK, KURUMLARINIZ İŞLEVSİZ VE BUNLARIN YÜZÜNDEN EL KAPILARINDA DİLENİYORSANIZ BUNDA BAŞÖRTÜSÜNÜN NE SUÇU VAR?
yazık, beyinleri, hayatları herşeyleri kendileri gibi ufacık. çok yazık bu İNSANCIKLARA.
Kaynak:www.islamivahdet.blogcu.com
|
|
|
|
|
Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder yapacağım." İbrahim de, "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" demişti. Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun." 2/124,125
|
|
Dahilerin yüzde biri hüner, yüzde doksan dokuzu da terdir. Thomas Edison
|
|
Samuel Huntignton’un "Medeniyetler Çatışması" isimli kitabı Vadi yayınlarınc yayımlanmıştır.
|
|