Sistemin Jakoben-Liberal çekişmesine sahne olacak 12 eylül referandumunda bakalım müslümanların tavrı ne olacak. Jakoben mi, Liberal mi yoksa mevzisini koruyan şahsiyet mi? Sizce hangisi olmalı?
|
|
uyanışa inşallah 04.06.2010 11:26:37
Filistin meselesinde müslümanların sergilediği kararlı,tuttuğunu koparan dik duruşun
başörtü zulmü,katsayı adaletsizliği
karşısında da sergilemeleri dileğiyle.saydıklarım bizi Filistin kadar acıtmaya devam ediyorsa eğer...
Tüm ziyaretci notları için
tıklayınız
> |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
SİTE EDİTÖRÜ |
İki yıldır devam eden yayın hayatımızda ilk defa sunuş yazısını geçen ay içerisinde yazmıştık. Sunuş yazısı belli ki epey okuyucu topladı. Şu ana kadar yazılan ve yayınlanan yazılar içerisinde en çok yorumlanan bir yazı olma niteliğini de kazandı. Olumlu ve olumsuz eleştirileriyle bizlere katkı sağlayan tüm okuyucularımıza candan teşekkür ederiz. Zira eleştiriler bizim doğruları görmemize katkı sağlayacaktır. Çünkü bizim okuyucularımız yaptıkları eleştiri ve yorumlara bakılırsa belli kavrama düzeyine sahip kimselerden oluşmaktadır. Daha önceki sunuş yazımızda da ifade ettiğimiz gibi eleştirileriniz bizim zenginliğimizdir.
Bir okuyucumuz sunuş yazımızı manifesto olarak değerlendirmiş: “Manifesto gibi... Büyük iddialar... Sadece olsanız toplamaya çağırmaya gayret etmeseniz olmaz mı? Selamlar... Ç.” diye bitirmiş. Bu yorumu aldıktan sonra yazıyı birkaç kez daha okumak zorunluluğunu hissettim doğrusu. Manifestonun anlamına baktım Türkçe olarak tanımlayacak olursak manifesto:
“1. anlamı Bir gemideki malları göstermek için kaptan tarafından boşaltma işlemlerinin yapılacağı gümrük idaresine verilen liste. Bildiri. Toplumsal bir hareketin siyasal inanç ve amaçlarının açık ifadesi.
2. anlamı i. (çoğ. toes) tebliğ, bildiri, umuma hitap eden beyanat. ,bildirge.
3. anlamı bildirge. bildiri.
4. bildirge. bildiri. parti programi.
Eğer biz yazıyı tebliğ olarak değerlendirecek olursak ve buna manifesto diyorsak varsayalım manifesto. Ama bir parti programı olarak değerlendiriyorsak manifestoyu, bu haksız bir eleştiri olur kanısındayım. Zira biz internet üzerinden böyle bir şeyin yapılmasının anlamsız olduğunu düşünürüz. Burda bizim niyetimiz kaliteli okuma kültürüne katkıda bulunarak hem kendimizin hem de ulaşabileceğimiz her insanın düşünüşünde doğru noktaları yakalayabilmesine katkı sağlamaktır. Ayrıca sesimizi duyurabilirsek insanlara; Allah’ı, kendini ve toplumsal sorumluluklarını hatırlatabilmektir. Diyoruz ki bu dünyada Allah’ı dert edinen, Kur’an’ı hayatın merkezine koyarak yaşamına yön vermeye çalışan birileri var. bu dertle dertlenen kimselere diyoruz ki dünyanın neresinde olursanız olun bilinki yalnız değilsiniz. Büyük iddialarımızdan ziyade teslimiyetimiz var. Eğer kendini Rabb’e teslim etme arzusu büyük bir iddia ise evet büyük bir iddiamız var. Zira küresel zulmün bu kadar arttığı bir çağda müslüman kalabilmek ve taraf olduğunuzu haykırabilmek elbette takdire değer bir şeydir. Ama takdir edilmek duygusuyla böyle bir şeyi istemekten Allah’a sığınırız.
Kur’an ilk hitabını her ne kadar bireye yapsa da bireyi toplumsal bir yüzleşmeye de hazırlar. “Oku” emriyle başlayan vahiy henüz yirmiüç yılını doldurmadan ilk vahiyden çok kısa bir süre sonra “kalk ve uyar” ayetiyle yoluna devam eder. İslam yolda yürürken gelişen bir dindir. Bireysel gelişmişlik çok önemlidir ama bu gelişmişliğe ulaşabilmek içinde yolda yürümek şarttır. İnsan yürüdükçe eksiğini farkeder. Hatalar elbette yapılacaktır. Ama Allah vaadetmemiş midir? “Siz bildiğinizle amel ederseniz Allah size bilmediklerinizi öğretecektir.” Ya da “siz iman eder ve sakınırsanız Allah size Hakkı batıldan ayıracak basiretler verecektir.” Veya “Siz hakkıyla cihad ederseniz Allah size yollarını açacaktır” diye. Yürümekten büyük çamlar deviririz diye mi çekineceğiz ya da bireysel kuşanmışlığımızı tam anlamıyla elde edip öyle mi çıkalım diyeceğiz? Bu iki şıktan hangisi için yürümeyi geciktireceksek geciktirelim farketmez derim. Çünkü her iki durumda da yanlış yaptığımızı düşünürüm. Zira peygamberlerin mücadelesi bunların zıddını söyler. Kur’an bunların aksini söyler. Bu söylediklerimiz şu anlama da gelmemeli: bireysel gelişimi önemsemiyor değiliz. Elbetteki hem zihnen hem de ruhen kendini Allah’a adamış bireyler ancak bu davanın meşalesini daha ileriye taşıyabilir. Birileri el yordamıyla ne yapması gerektiğini öğrenecek, birileri de kendilerinden önce yürünmüş yollardan önceki abilerinden daha dikkatli bir yürüyüşle yollarına devam edecekler. Ve sonrakiler bir öncekilerden biraz daha rahat yürüyecekler. Bu rahatlık kendilerinden önce oluşturulmuş geleneğin ve pratikliğin rahatlığı olacak. Sadece olunmayacak. Hem olunacak hem davet edilecek hem de çağrılacak. Müslüman olma sorumluluğunda olan herkesle ortak bir kelimeye gelinene kadar çağrılacak. En yakınından başlanılarak devam edecek bu çağrı. Etki alanından ilgi alanına doğru sürekli genişleyen bir daireyle çağrılacak. Biz böyle olması gerektiğini düşünüyoruz.
Yorumu gönderen okuyucumuzu belki yanlış anladık, belki anlatmak istedikleri daha farklı şeylerdi. Keşke okurumuzun bize düşüncelerini ifade eden bir yazı gönderme imkanı olsa da burda bu düşünceleri hep beraber okuma imkanına kavuşsak. Bu konuda değerli okurumuzdan fikirlerini ifade eden bir yazıyı beklediğimizi bildiririz. Zira hepimiz en doğruyu yakalama telaşındayız. Bize bu yolda katkı sağlayacak her düşünceye aç olduğumuzu ifade etmekten gurur duyarız.
Ramazan ayının herkese hayır ve bereket getirmesi dileğimizle hepinizi Allah’a emanet ederiz. |
|
|
|
|
Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder yapacağım." İbrahim de, "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" demişti. Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun." 2/124,125
|
|
Dahilerin yüzde biri hüner, yüzde doksan dokuzu da terdir. Thomas Edison
|
|
Samuel Huntignton’un "Medeniyetler Çatışması" isimli kitabı Vadi yayınlarınc yayımlanmıştır.
|
|