::Haftanın Gündemi
Allah islam ümmetine iman, akıl, ahlak, imkan ve sonunda da nice gerçek bayramlar nasip eder inşallah. İyi bayramlar.

::Ziyaretci Defteri
Tebrik ederiz
10.11.2020 17:19:55

Tebrik ederiz

İmtek Mühendislik

Merhaba Web Siteniz hem içerik yönünden hemde tasarım yönünden çok güzel olmuş. Başarılar dileriz.


Tüm ziyaretci notları için tıklayınız >
::Üye Girişi
Kullanıcı Adı
Şifre



::Arama
Aramak istediğiniz ifadeyi metin kutusuna giriniz ve bir kategori seçtikten sonra ARA butonuna tıklayınız.




MEVZU ( UYDURMA HADİSLER )
Fikret ŞANLIBABA
Vatanı sevmek imandan(mı)dır, başlığı altındaki yazıya olan rağbetten dolayı aynı konuyu biraz daha geniş bir vecihle tekrar mütâlaa etmeyi münasip gördük. Halkın dilinde hadis diye zikredilen nice söz var ki bunların hepsini yazmak çok uzun tetkikler ve zaman gerektirir. Bu yazıda hadis olmadığı halde halk arasında hadis diye zikredilen ve meşhur hâle gelen sözlerin bir kısmına işaret edilecek.

Sahâbe (Allah onlardan razı olsun) hadis rivayet ederken büyük bir hassasiyet gösteriyor, inceleyip sık dokuyordu. Böyle bir konuda hata yapmanın büyük bir vebal olduğu düşüncesiyle hareket ediliyordu. Bunun tek bir sebebi vardı. "Muhakkak ki benim üzerime söylenen yalan herhangi birine söylenen yalan gibi değildir. Kim bana kasıtlı yalan söylerse cehennemde oturacağı yere hazırlansın” hadisi idi.

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e söylemediği bir sözü ona isnad etmekle, söylediği hadisleri de kabul etmeyip bazı sapıkların ifade ettiği gibi "sahih olan sadece birkaç hadis var" demek iftiraca aynıdır.

Bazen halk arasında dolaşan hoş sözler hadis olarak addedili-yor. Müslümanın vazifesi ise dilini bu tip iftiralardan korumaktır. Bu sözlerin bize kadar gelmesi, bizim de böyle devam ettirmemizi gerektirmez veya hatırı kırılır diye arkadaşlarımızı uyarmamamızı da gerektirmez. Zira Allah Rasûlünün hatırı her hatırın üstündedir.

Bir çok uydurma söz varken biz burada sadece halk arasında yayılan bir kaç söz ve bu sözlerin mahiyetinden bahsedeceğiz.

Bu sözlerin uydurma olması ve bunların bilinmesi "O’nu biz indirdik ve yine biz koruyacağız." ayetiyle Kur’an’ın yanında sünnetin de muhafaza edildiğinin delilidir.

*Vatanı sevmek imandandır.(2)

* Arabı sevmek imandandır. (3)

Bütün hadisçilerin uydurma olduğu hususunda ittifak ettikleri iki söz.

Müslüman ile vatan sevgisi arasında yakın bir ilişki vardır. Daha doğrusu vatanını en çok müslümanlar sever. Sözün doğruluğundan hiçbir şüphemiz yoktur ama Efendimizin ağzından böyle bir söz çıkmamıştır. Uydurulan sözün manasının mantıklı olup olmaması önemli değil, önemli olan insanların, peygamberi kendi davalarına alet etmek istemeleridir, ona iftira etmeleridir. Bizler ne zaman ki bu tip uydurma sözleri peygambere isnat eder "vatan sevgisi imandandır" diye cahiliye devrinde olduğu gibi kavmiyetciliği ön plana çıkarırsak, işte o zaman Arabın uydurduğu şu sözü unutmayalım; "Arabı sevmek imandandır." Aynı zihniyetin değişik versiyonu. Kimisi vatanını çok sever, herşeyi göze alır ve peygambere iftira eder, kimisi de kendisini.

"Ümmetimin âlimleri ben-i İsrail’in nebileri gibidir" Yine hadisçilerin uydurmaolduğundan hiç şüphe etmedikleri bir hadis (söz) (4)

Bir zümreyi yüceltmek için diğer bir zümreyi düşürmek kadar bayağı bir iş yoktur.

Ulemânın kıymetini idrak etmek için bir söz uydurmak yerine varid olan sahih bir hadis zikredilebilirdi. Örneğin Ebu Davud ve Tirmizi’nin rivayet ettikleri şu sahih hadis "... Denizdeki balıklar dahil yerde ve gökte ne varsa âlim için istiğfar eder. Âlimin âbide üstünlüğü (ondörtlük) ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Alimler peygamberlerin varisidirler. Peygamberlerse dinar ve dirhem bırakmamışlardır, ilim bırakmışlardır. Kim bunu alırsa ulaşılmamış bir haz alır. (5)

Halk arasında yaygınlaşan ve hadis olarak bilinen bazı sözlerin kıymetli âlimlerin kitaplarında da yer aldığını görüyoruz. Hatta ona kaynakça yazan insanların "Bu hadisi her ne kadar hadisçiler tenkid ettiyse de keşif ehli tarafından sahihtir" gibi sözleriyle. Bunun ana sebebi de bu yazarı yaptığı hatadan kurtarmak.

Bu durum karşısında söylenecek söz şudur; hiçbir hadisi Efendimize tasdik ettirmeden yazmadığı söylenen İmam-ı Buhari ve onun, yine kendisi gibi yüzbinlerce hadis ezbere bilen talebesi İmam-ı Müslim, tekrarıyla beraber bir milyon civarında hadis ezbere bilen Ahmet bin Hanbel, Ebu Davud, Tirmizî, İbn-i Mace, İbn-i Ebi Şeybe, Şevkanî, Molla Aliyyü’l Karî ve onlarca ciltlik hadis kitaplarının sahibi olan âlimler keşif ehli olmuyor da, bunların uydurma dediğine, ’hayır sahihtir’ diyen mi keşif ehli oluyor? Sizler nereden aldınız? Bu âlimler hadis otoritesidirler. Bunların hadis olarak değerlendirmediği sözler üzerinde hadis diye ısrar etmenin hiçbir ilmî değeri yoktur. Ey insaf ehli sevdiklerinizi yüceltirken ve onları savunurken kimin şanına leke getirdiğinizi unutmayınız...

* İlim Çin’de bile olsa alınız. (6)

* Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz. (7)

Son zamanların en büyük hadis alimlerinden olan ve iki-üç sene önce kaybettiğimiz Rabbanî bir âlim olan Abdulfettah Ebu Gudde bu tip sözlerin aslında bir atasözü olduğunu, mânâsının doğruluğundan bir şüphemiz olmadığını ama halk arasında hadis zannedildiği görüşünü çeşitli kitaplarında ifade etmektedir.

Hadis kitaplarında ilim bahisleri vardır ve buralarda belki yüzlerce hadis zikredilmiştir. Bunun yanında bizlerin bunları bir kenara bırakıp sadece bu iki sözü zikretmemiz doğru olmasa gerek. Mânâları doğru olan bu sözlerin halkta şuyû’ bulmasının sebebi de kısa olmalarıdır.

Hüsn-ü niyetle bile söylense araştırılmadığı için mes’ul olabiliriz. O halde bu konuyla ilgili sahih bir hadis zikredelim.

"İlim öğrenmek için bir yolun zahmetine katlanan bir kimseye Allah cennete götüren bir yolu ihsan eder. İlim talebesine (hürmet ve muhabbet için) melekler kanatlarını (yola) gererler." (8) Hadisin devamı Tirmizi ve Ebu Davud rivayeti olarak biraz önce geçmişti.

* Ölmeden önce ölünüz. (9)

Ne güzel bir söz, insanın ölmeden önce kendini murakebeye çekmesi ve nefsine zulmetmeden onu yenmeyi başarması. Daha da güzeli bu tip sözlerin hadis olmadığını bilip halk arasında atasözü olarak yaymamız ve atalarımızın nasıl bir hayat çizdiğini idrak etmemiz. Yoksa tartışmalarda, bazılarının hemen Peygamber efendimiz şöyle dedi, gibi kendine destek araması aklı başında olan müslümanın yapacağı iş değildir.

Türkiye’de, bazı insanlar, müslümanların manevî duygularından istifade etmek için Resûlullah’ın dilinden dualar, sûrelerin fazileti gibi mesnedi belli olmayan birçok sözü kitap haline getirmektedirler. Bu insanların kitaplarına ve bunların yayınladıkları yayınevlerine karşı dikkatli olmak gereği vardır. Niyetleri ne olursa olsun kitaplarda yer verdikleri hadisler ve daha bir çok rivayetler sahih olmadığı için Allah Rasûlüne iftira anlamı taşımaktadır. Bu insanları paramızla desteklemeyelim. Unutulmaması gereken önemli bir nokta da şudur: Bir hadisin kaynağını bir siyer kitabında ve vaaz kitabında, fikir kitaplarında veya tasavvufî içerikli kitaplarda değil, muhaddislerin kitaplarında ve rivayetlerinde araştırmalıdır. Şayet yazar muhaddisse bu konuda tereddüte gerek yoktur.

* Patlıcan ne niyetle yenirse onun içindir. (10)

* Bakla hadisi. (11)

* Karpuz ve faziletleri. (12)

* Ahmet bin Hanbel’in karpuz yememesi. (13)

Bu konuları ve diğer biçok nebatla ilgili şeyleri her mevzû hadis kitabında bulabilirsiniz. Kaynakların uzamaması için biriyle yetindim. Meşhur bir hikayedir. Ahmet bin Hanbel’in önüne karpuz gelir Efendimizin nasıl yediğini bilmediği için karpuzu yemez, İmam İbn-i Müflih Hanbelî Furuq kitabında 2/308’de bu olayın uydurma olduğunu söyler. İbni Teymiyye’nin de zikrettiği gibi karpuz yemenin fazileti ile ilgili hadis yoksa bile Peygamber Efendimizin karpuz yediğine dair Tirmizî, Ebu Davud da bile bulabileceğimiz bir çok delil vardır ki, milyon civarında hadis bilen, hatta onun hadisdeki yerini belirtmek için, ‘onun bilmediği hadis hadis değildir’ gibi sözler söylenen Ahmet bin Hanbel bu hadisleri bilmiyordu demek büyük bir insafsızlık olur. Tabiî bu olaylar ve nebatlarla ilgili uydurma hadisler olduğu için nebatla ilgili bütün sözler uydurmadır da diyemeyiz. (Geniş bilgi için mevzu kitaplarına bakınız.)

* Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım. (14)

* Efendimiz doğduğu gece kisranın sarayının sallanması ve ondört tane sütunun düşmesi Farsların bin yıllık sönmeyen ateşinin sönmesi ve diğer olaylar. (15)

Yine kahin olan SATİH’in yaptığı rüya tevilinin aslı yoktur. Bu tip şeyleri siyer kitaplarında görmek de bizi şaşırtmasın. Mesela; İbn-i Cerir Taberî’nin tarihi, 2 (131-132) Beyhakî Delaili Nübüvve, 1(67-71) Suyutî Hasais-i Kübra 1-(51) ve birçok Türkçe siyer kitaplarında da bu rivayetler mevcuttur.

Bu siyer kitaplarının mukaddimelerine bakıldığında kendilerinin tarihçi oldukları için her rivayeti aldıklarını ve bunların içinde uydurma şeylerin olabileceğini yine kendileri söylemektedir. (İbn-i Cerir Taberi’nin tarih kitabının mukaddimesine bakınız) Bu konudaki düşünceleri de çok ilginçtir.

"Bu bizim hatamız değildi. Onlar bize nasıl naklettilerse biz de size aynen naklettik" diyorlar. (Allah onlardan razı olsun)

O halde bir şeyin sıhhati için hadisçilere bakılır ve mesela Suyutî bir hadisçidir ve bu olay hakkında şöyle der: Bu konu uydurmadır. Kitabıma almamın sebebi ise Ebi Nuaym’ın kitabında zikretmesidir. Yine Hafız İbn-i Hacer Askalani Feth’ul Bâri’de bu konuda sabit bir şeyin olmadığını söyler. Abdulfettah Ebu Gudde ise, bu hadis -kisranın saraylarının sarsılması- isnadı kesik bir hadistir ve Zehebî Tarih’il İslâm’ında bu hadise, münker- gariptir der. Zehebî ise genelde münkerin uydurma sözler için kullanıldığını beyan eder. (Daha geniş bilgi için: İbn’ül Cevzi, Mevduat 2/13 Mizan’ül İtidal 1:47, 3 129 ve 449....)(15)

Bir kısım hadisçiler bunların zikredilmemesinin iyi olduğunu söylüyorlar. Zira Peygamber Efendimiz bir melek değildi. Allah’ın emirlerini bize ulaştıran bir telgrafçı da değildi. Ama o bizzat Cenab-ı Allah’ın Kur’an’ında müteaddit kereler methettiği muazzam bir insandı.

* Zatının doğumunda bu tip olayların olmaması onun şanını zerre kadar düşürmeyeceği gibi bilakis olaylarla değil, olaylar o bulunduğu için, yerler o üzerine bastığı için, insanlar onu görüp onunla kısa bir müddet bile olsa konuştuğu için, yazılar da onu yazdığı için değer kazanır.

Efendimizin yüceliğini artırmak için bir şeyler uydurmaya gerek yoktur. Belki de güneşin aydınlığını anlatmak için bir şeylere benzetmek ona hakaret olacaktır.

* Gül çiçeğinin efendimizin terinden yaratılması veya Burak’ın terinden yaratılmasına İmam-ı Nevevi, İbn-i Hacer Askalani ve diğerleri mevzûdur demişlerdir. (16)

Dinin önemli bir vazifesini ye-rine getiren imam kardeşlerimin ellerinin altında yeterince sahih hadis kitabı olduğunu hatırlatır ve bunlara bağlı kalmalarını tavsiye ederim. (Her müslüman da evinin imamıdır). Ancak ve ancak bir hadis alimi hadisin dışında bir konuda yazı yazmışsa örneğin (siyer ve tasavvuf gibi) bu ki-taplara aldığı hadislere de itibar edilir. Fakat yazarı muhaddis olmayan siyer kitapları, romanları ve fikir kitapları bu konuda kaynak olarak değerlendirilemezler. Tabiî ki bunu bu kitapları yermek için değil, sadece dişi ağrıyanın dişçiye gitmesi gerektiğini ifade etmek için tavsiye etmekteyim. Yoksa hepsi başımızın tâcıdır.

NAHOŞ BİR ANI

Suriye’de yaşayan bir Türkmen’den dinlediğim bir olay bu konulardaki cahilliği gözler önüne sermektedir.

Şam-ı şeriften bir kâfile hacca gider. Bu kâfileden biri Mescid-i Haram’ın etrafında gezerken bakar ki densizin birisi ayağının Kabe’ye doğru uzatmış yatıyor. O’na;

“Her kim Allah’ın şiarına saygı gösterirse, şüphesiz bu kalplerin takvasındandır.”(Hac, 32) ayetini okur.

O da elinin tersiyle sinek kovalar gibi yapıp, ‘söylediğin hadis mevzûdur’ der.

Hacıefendi ise, okuduğum hadis değil, ayetti der.

Dinin emirlerinde Cenab-ı Allah itidâli yakalamayı nasip eylesin. (Amin)

Kaynaklar:

* Uydurma olduğu kesinleştikten sonra bu sözlere hadis denilemez. Ama burada hadisin kelime manası söz olduğu için bunlara da hadis denilir.

1-Sahih-i Müslim Mukaddime 1/4

2- el-Mesnu fi Marifet’ül Hadis el Mevdu-Molla Aliyyül Kari sy 91 (106) Keşfül Hafa 1/413 (1102)

3- Keşfül Hafa 1/413 (1100) Mevduatı Sugra (Mesnu sy 133 (191)

4- Şevkani, Mevduat 286 Kesfül Hafa 1/83/174, Mesnu sy 123 (196)

5- Tirmizi, Ebu Davud, Nisaiyyat (1)

6-Şevkani, Mevduat, 272; ve Kıymet’iz Zaman İnd’el Ulema, Beyrut

7- Abdul Fettah Ebu Gudde, Kıymet’iz Zaman İnd’el Ulema, Beyrut

8- Tirmizî, Ebu Davud.

9- Keşfül Hafa 2/402 (2669) Mesnu sy 198 (373)

10- el-Mesnu, Aliyyül Kâri,sy 73 (75) Tahkik Abdulfettah Ebu Gudde

11- a.g.e. sy. 73 (76)

12- a.g.e. sy. 77 (85)

13- a.g.e. sy. 77 (85) talik

14- Şevkani, 326, Keşfül Hafa 2/232 (2123)

15- Mevduat-ı Sugra M. Aliyyul Kâri Lübnan 1994.

16- a.g.e.

17- Mesnu, sy 70 (71)


YORUMLAR

 Kayıtlı Yorum Bulunamadı



Bu Dosyadaki Diğer Yazılar
HADİS ÜZERİNE    R. İhsan ELİAÇIK
KUR’AN-SÜNNET İLİŞKİSİ    Ercümend ÖZKAN.
MUHAMMEDİ ÖZLEMEK    Mehmed DURMUŞ
MÜTEVATİR HADİS VAR MIDIR ?    Prof. Dr. Hayri KIRBAŞOĞLU.
TEFSİR KİTAPLARINDA BAZI ZAAFLAR    Hikmet ZEYVELİ
GAYBL İHBAR EDEN RİVAYETLER ÜZERİNE    Hikmet Zeyveli
GAYBI KİM BİLİR?    Hikmet ZEYVELİ
VAHYİ GAYRİ METLÜV HANGİ ASL’A DAYANMAKTADIR?    Mehmed Durmuş
KURAN’IN İSLAM ÖĞRETİSİNE RIZA GÖSTERMEYEN ÇEŞİTLİ FERT VE TOPLULUKLAR    Gön:Zeynep Coşkun
PROF. DR. HAYRİ KIRBAŞOĞLU İLE HADİS KRİTİĞİ ÜZERİNE    Gön:"deniz"
KUDSÎ HADÎSLER    Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu
KUR’AN DIŞI VAHİY ÜZERİNE    Gön:Selim Irmak
MEZHEB VE MEZHEBLER    Gön:Zeynep Coşkun
MÜTEVATİR VE AHAD HADİS NEDİR    Ali Aksoy
RESUL GERÇEĞİ    Gön:"deniz"
RESUL - SÜNNET    Gön:"deniz"
SÜNNET VE HADİS ANLAYIŞI    Erhan Aktaş
KORUNAN KUR’AN’A RAĞMEN SAPMALAR VE SEBEPLERİ    Gön:Selim Irmak
RİVAYET    Gön:"deniz"
RİSALET VE SÜNNET    ALINTI
HADİS VE SÜNNET KONUSUNDA YANILGILAR    Bülent Şahin ERDEĞER
SÜNNET DOĞRU ANLAŞILIYOR MU?    Hamza TÜRKMEN
::Bir Portre
[HyperLink1]
ANNEMARİE SCHİMMEL 1922-2003
devamı >
::Bir Ayet


::Hikmetli Bir Söz
Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti. Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. Hadis (Müslim)

::Ne Okuyalım
Mustafa Kutlu tarafından yazılan "Ya Tahammül Ya Sefer" isimli eser...



Ziyaret Edilme Sayısı : 003755735

iletişim : editor@kimokur.com