"Sen ve içinde bulunduğun topluluk hikmetle öğüt verin,teferruatla ilgili şüpheli meseleleri öne çıkarıp felsefi tartışmalarla uğraşmayın.Bidatlerle aranıza perde koyun ve tebliğinizi açık net ve sade bir şekilde yapın."
|
|
hayırlı olsun 01.12.2011 08:52:45
öncelikle böyle bir siteyaptığınız için size teşekür ederim çok güzelolmuş başarılarınızın devamını diliyorum yazılarınızı okuyorum ve çok beğeniyorum ve istifade ediyorum allah sizden razı olsun
Tüm ziyaretci notları için
tıklayınız > |
|
|
|
|
|
|
|
Zaman hızla her şeyi öğütür mü? Eğer böyle düşünecek olursam zamanı bir değirmene benzetir kendimi de bir buğday tanesi gibi düşünürüm. Oysa insan olarak ben özneyim. Tarihin hiçbir döneminde nesne olmam emredilmedi bana. Zamanın beni öğütmesi ancak benim özne olmaktan çok nesne olarak kalışımla alakalıdır. Post modern bir çağ tam da bunu arzulamaktadır. Benim nesneleşmem yani edilgen hale getirilmem.
|
|
|
Önce aile neymiş onun tarifini yapmaya çalışalım. Aile kavramının tarifinde pek çok bakış açısının aynılaştığını, ama kavramın içeriğine bakınca, İslami kesimde bile aile yaşamı konusundaki yorumların çoğalmaya başladığını gorüyoruz.
Aile, eşlerin, daha sonra da çocukların katılmasıyla oluşan en az iki kişiyle başlayan yasal bir kurumdur.
|
|
|
Ruh kendisini dumanlıyor kirli kirliBugünede veda etmemişken Bugün akıldan ileri gidilir mi?Dur be,dur bu kadar mı!Bu kadar mı diyor bak kapının arkasındanBu kadar suskunluk artık zarar verir
|
|
|
Sağ elinde, yanından hiç ayırmadığı deri bir çanta taşırdı. Siyah eldiven giyinir şapka takardı. Dışarıdan bakıldığında önemli bir şahsiyet gibi görünen ama gerçekte işsiz bir hayalperest olan genç adam, kaybettiği işini yerlerde arar gibi başını kaldırmadan saatlerce yol yürür, bu arada boş durmaz hayal kurardı.
Yine böyle bir gündü. Yürümekten yorulmuş olan genç adam, adliye binasının arkasına düşen dar caddeden geçiyordu. Başını yerden kaldırmıyor; gözleriyle kaldırım taşlarını süzerek, atacağı her adımı itinayla seçiyordu. Zira mevsim kıştı ve yerler buzla kaplanmıştı. Bir çöp varilinin yanından geçiyordu.
|
|
|
Muhammed Ahmet Raşid tarafından ayetlerden, hadislerden, ashabın hayatından, Şehid Seyyid Kutup,H.El Benna,Ömer B. Abdulaziz,İbni Teymiye,Abdulkadir Geylani,Fudayl B İyaz,Abdulkadir Udeh, gibi bir çok kişinin söz ve şiirlerinden yararlanılarak hazırlanmış İslam davetinde öncü erlere engeller isimli kitabını inceleyerek aklımın yettiği kadarıyla kafamızın bir köşesine yazmamız gerektiğine inandığım bir çalışma hazırladım.Takdirlerinize sunarım.
Allah’a emanet olun.
|
|
|
İçimde kurtçuklar yuva yapmış,
Bir illet sarmış ki beni,
Dirhem dirhem tükenmekteyim.
Ben Eyyüp değilim;
Hayatta hep
Kendi sabırsızlığıma yenildim.
Firavun’un oğlu hiç değilim,
Bakınca anlaşılmıyor.
İllet içimde okyanuslardan derin,
Nil nehrine döndüm sanki
Her yanım kan revan içinde.
|
|
|
04 Temmuz 2009 tarihli Taraf Gazetesi’nde Ahmet ALTAN “Bizim, özgür insanların nasıl yaşadığına dair hiçbir fikrimiz yok. Çünkü böyle bir tecrübemiz yok”demekle doğru ve acı gerçeği açıklamaktadır. Çünkü pirzola yemeyene hiç kimse tadını anlatamaz. Tanımadığı yiyeceklerin tadı kimseye anlatılamaz. Yetim, öksüz olana ana, baba sevgisi, çocukları olamaya çocuk sevgisi anlatılamaz. Hürriyet, bağımsızlık Orta Doğu’ya bilhassa bu topraklara hiç gelmedi. Bilmedikleri tatmadıkları özgürlük hakkında herkes konuşmaktadır.
|
|
|
Bilmem hatırlar mısın? Küçükken arkadaşlarınla masum bir şekilde çanak çömlek yada saklambaç oynadığın o günleri. Güle oynaya bir o tarafa bir bu tarafa koşup, ebe seni görene kadar pusuda yatan bir aslan misali saklandığın o günleri.
Oyunun en tatlı yerinde, güneş tam batmak üzereyken,havanın hafiften kırmızı renge büründüğü, aheste aheste esen yaz akşamının rüzgarı, o sokaktaki kağıt ve gazel parçalarını yerde sürüklemeye başladığı anda bir ses gelir di kulağına..
‘’ elmalı şeker vaaarr!’’
|
|
|
Birçoğumuz hayata hep 1-0 yenik başladığmızı düşünürüz. Allahın bize verdiği nimetleri, imkanları düşünmeden, aldığımız nefese aldırış etmeden..Oysa hayat o kadar güzel ki, bize birçok imkanlar sağlamış. Bazılarımız bunun farkına varıyoruz ve hem bu dünya için hemde öteki düya için hazırlanıyoruz.
Bazılarımızda cahilce davranış sergiliyoruz ve diğer dünyayı hiç hesaba katmadan yaşayıp gidiyoruz..Sonunu hiç düşünmeden.
|
|
|
Günümüze kadar devam eden İslâm coğrafyasındaki işgallerin, kan, zulüm ve sömürünün nedeni, gerçek kimliğin kaybolmasıdır. Gerçek kimlik yok olunca, sevgi, saygı, erdemlilik ve bilhassa adalet yok oluyor. Adaletin olmadığı yerde de ahlâksızlık hakim olur, nitekim de öyle olmuştur. İslâm dinine inandıklarını iddia edenler, hayatlarında bir defacık din hakkındaki bilgilerini Kur’an ışığında kontrol edebilseler, çok şaşıracaklar, çünkü hiçbir şey bilmediklerini görecek ve kendilerine dinin yanlış tanıtıldığını ve öğretildiğini sanlayacaklardır. Günümüze kadar toplumlar, atalarının nakillerini ve geleneklerini din kabul ederek gelmişlerdir. Kur’an inanmayan muhataplarına atalarının dinlerinde yaşadıklarını ikâz ediyor. Günümüzde de toplumlar Kur’an’ın öğrettiği dini değil, âlimlerinin yazdıkları dini yaşıyorlar. Âlimlerin gerçekte toplumların ataları oldukları her halde hatırlanması istenmiyor.
|
|
|
|
|
|
“Kim İslâmdan başka bir din arasa, bilsin ki, o din ondan kabul edilmeyecek ve o âhirette kaybedenlerden olacaktır.” 3/85
|
|
Kusurları olup bunları değiştirmek için çaba harcamayanlar güvenilir bir davetçinin kendilerini tenkit edeceği korkusuyla yaşarlar ve tenkidi saldırı olarak algılarlar.
|
|
Beydaba tarafından yazılmış olan "kelile ve dimne" isimli öykü kitabı "elips kitap" tarafından yayımlanmıştır.
|
|