Sistemin Jakoben-Liberal çekişmesine sahne olacak 12 eylül referandumunda bakalım müslümanların tavrı ne olacak. Jakoben mi, Liberal mi yoksa mevzisini koruyan şahsiyet mi? Sizce hangisi olmalı?
|
|
uyanışa inşallah 04.06.2010 11:26:37
Filistin meselesinde müslümanların sergilediği kararlı,tuttuğunu koparan dik duruşun
başörtü zulmü,katsayı adaletsizliği
karşısında da sergilemeleri dileğiyle.saydıklarım bizi Filistin kadar acıtmaya devam ediyorsa eğer...
Tüm ziyaretci notları için
tıklayınız
> |
|
|
|
|
|
|
|
İnsan, vahyi duyduğu ilk anda hayatını bundan sonra nasıl idame ettireceğine dair bir seçimle yüzleşir. İşte tam bu seçim noktasında özgür iradesiyle karar verir. Allah özgürlüğü insana tanımışsa işte bu noktada tanımıştır. Aliya İzzet Begoviç’in “hür fiil ahlaki fiildir” ifadesi burda yerini daha iyi bulmaktadır. Oysa insan seçimini yaptıktan sonra belli haram ve helalleri olan, farzları ve yükümlülükleri olan, sevdiği şeylerden vazgeçmek durumunda olan, istemese de (savaş yazılı bir ayet) kimi eylemlilikleri yapmak zorunda olan bir dini kabul ediyor oluşu bilerek ve isteyerek özgürlük hakkından vazgeçiyor olmasını gerektirir.
|
|
|
Ağzından dökülen her sözü arşive eklenecek seviyede birisiydi.Kısa süren hoşbeşten sonra esas konuşulması gerekenlerin temellerinin atılması gerekliydi.Aslında Necip Dede’yi de biraz onun için çağırmıştı.Hanımının da dinlemesini istemişti.Kalbi sohbet aşkıyla pür pür esen ihtiyar,bu düşünceleri enine boyuna sezmişti.Fark ettirmeden söze başlayarak ortama fikirleri uçuran sözlerini bir tohum gibi atmaya başlamıştı.Bazen soru-cevap şeklinde de sürdüğü oluyordu bu neziz ortamın.
|
|
|
Medeniyetimizin önemli remzlerinden biri olarak hukuk kavramına değer versek de Şehid Ali Şeriati’nin şu tespitini göz ardı etmemiz mümkün görünmemektedir. Şehid Şeriati diğer çağdaş aydınların “fıkıh medeniyeti” tespitine karşılık İslam medeniyetinin en önemli özelliğinin insan yetiştirmesi olduğunu söyler. Ebu Zerlerin Alilerin insanlık tarihinde eşine az rastlanır şahsiyetler olduğunu belirtir. Açıkçası Şeriati’nin bu tespitinin diğer aydınlara göre daha tutarlı ve evrensel bir görüş olduğunu düşünüyorum.
|
|
|
Müslüman müslümanca yaşar, Müslüman gibi olur, Müslüman gibi düşünür Müslüman gibi hareket eder. Müslüman farklıdır, farklı olmalıdır. Müslüman ayrışmalıdır, ayrı olmalıdır. Eğer ayrışmasa Müslüman uyuşturulmuş, asimile edilmiş demektir. Modern tarikatlar, zengin kulüpleri halini almıştır günümüzde. Tevazu en güzel ilaç belki ama bunu anlayana.
|
|
|
Modern zaman insanının artık tiranlarla birlikte yaşamak istemediği bir gerçektir. Bugünün insanı özellikle mahrum bırakılmış halklar, hayatlarına kendi özgür iradeleriyle müdahil olmak istemektedirler. Diktatörlükler her durumda insanlığın nefretini kazanmış yönetim biçimi olarak tarihe kara leke olarak geçmişlerdir. Son örneği Irak’ta yaşamış olan diktatörlüğün, halkının başına ne kara günler getirdiği unutulmayacaktır.
|
|
|
Tiranların baskıcı sistemlerden bir nebze arınıp vatandaşa kısmi haklarını iade etmesini özgürlük naralarıyla karşılamak dar bir kafesin içinde yaşayan bireyin kafesinin biraz daha genişletilmesine duyduğu sevinç gibi absürt ve anlamsızdır. Zira birey hala o kafesin içerisindedir ve hala köledir. Peygamberler tevhid mücadelesinde küfürle uzlaşı içerisinde olmamıştır. Çok açıkça ve alenen “leküm diyniküm veliye diyn” restleşmesiyle kendi tevhidi çizgisini takip etmiştir. Tiranlar, vatandaşa kısmi haklarını iade ettiğinde onları biraz daha dumura uğratmış olmak adına yapmaktadır. Daha tepkisiz bir toplum ve mücadele arzularından sıyrılmış var güçleriyle tiranlığın amacına hizmet eden bir toplum inşa etmek adına haklar verilmiştir.
|
|
|
şiir üzerine konuşuyor, dinleyin!
yarım akciğerliler kulübü’nden bir fâni
nymphyler, biçâre ilham perileri
habire oksijen körüklüyorlar
küreklere asılmış set işçileri
ve gemi cehenneme kalkıyor gemi...
|
|
|
Cami hoparlörü açılmıştı. İmam efendi acıklı acıklı okumaya başladı bilindik dualarını. Birazdan bir haberi duyuracaktı halka.
Genç öğretmen sonunu dinlemeden ayrıldı oradan. Yarışmaya gidiyordu. Mektubun başına sadece bir paragraf ekledi.
|
|
|
Allah insanı sevgisinden yartınca fizik olarak küçük olan insan değer olarak yaratılmışların en değerlisi olmuş.(eşrefi mahlukat) Bu şerefi (değeri ) ona, Allah vermiş.İşte burada beşerlikten insanlığa yükselmiş.İnsan olma vasfını kazanmış.Yani organizmalıktan (hayvanlıktan) çıkarak , aklı ve iradesiyle insanlığa geçiş yapmıştır. Zaten bizi varlıkların en şereflisi yapan bu özelliğimizdir.Cennette; insan olarak yaşayıp , ölenlerin ahiretteki gidecekleri yerin adıdır.
|
|
|
Rüyadan önceki düşüncenin odak noktasındaydı.Bir adım daha atsa beyin mumu sönüp kalbi değişik bir atmosfere seyahate çıkacaktı.Hep böyle olurdu ve olacaktı.Gökyüzüne cüssesine göre serpiştirilmiş yıldızları seyretmek ve uzaklardan ışıklı karıncaları anımsatan şehrin lambalarına göz gezdirmek epey zevk verirdi ona.Yeryüzü ile gökyüzü kardeşliği bu olsa gerekti.Elinden tutamadığı sonsuzluk havasını bir nebze de olsa teneffüs edebiliyordu ancak.Cırcır böceklerinin şafak yorganını kaldırıncaya kadarki ötüşmeleri,gece izleri olarak yeterdi.
|
|
|
|
|
|
Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder yapacağım." İbrahim de, "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" demişti. Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun." 2/124,125
|
|
Dahilerin yüzde biri hüner, yüzde doksan dokuzu da terdir. Thomas Edison
|
|
Samuel Huntignton’un "Medeniyetler Çatışması" isimli kitabı Vadi yayınlarınc yayımlanmıştır.
|
|