Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve "Kuşkusuz ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir?
|
|
İnsanı selamlamak Allah’ı zikretmektir 22.01.2010 23:45:14
Medeniyet tarihinin en uzun soluklu çabaları olan kültürel ve sanatsal etkinliklerin mazbut platformlarından olan kim okur u lamucim sit eyazarları olarak sekiz aydan beri takip ediyoruz. Başarılar dileriz.
Tüm ziyaretci notları için
tıklayınız
> |
|
|
|
|
|
|
|
Her insan yaşadığı evrende kendi konumunu sorgulayarak hayata bakmasını bilmelidir. Popüler kültürün yoğun bombardımanına tutulmuş birey içerikten yoksun bilgilendirmelerle, sistemin belirlediği gündemlere takılarak asıl olması gerekenden uzaklaşmaktadır. Sistemler bir bütün olarak ilahi olmaktan uzaksa insanı kendine yabancılaştırmakla uğraşırlar. İnsan, kendine yabancılaştıkça varlık sorununu da sorgulamayı bir yana bırakır. Kendine yabancılaşan insan yaşadığı evrende iki ayak üzerinde mi yoksa dört ayak üzerinde mi yaşadığını fark edemez.
|
|
|
Kendi kültür havzamızla sınırlı tuttuğumuz ‘dünyamızın düşünce sorunları’ ile ‘düşünce dünyamızın sorunları’, bariz farkları ile ayrı olguları ifade ederler. Her iki olgu da ontolojik, epistemolojik gerekliliğin kesiştiği yaşam alanında tartışılmalıdır. İster ‘uygarlık havzamızda düşünmek’, isterse ‘uygarlık havzamızı düşünmek’ şekliyle olsun bu mesele ertelemeye gelmeyecek önceliktedir. Varlığımızı, yaşamı erteleyemezsek, düşünmeyi de erteleyemeyiz. Hangi şart ve ortamda olursa olsun, düşünmek ertelenmez bir mecburiyettir. Aklımızı ve ruhumuzu tezyif etme amacı güdülen zorlu zamanların tecrübesi ardından, kendimizi inşa etmekle düşünce dünyamızı inşa etmek, bağlaşık öncelikli meselemiz olmalıdır.
|
|
|
Milattan önce ve sonra
Hatta 1800’ün sonlarında
Ütopya sanıyolardı
Ürünlerin genetiğiyle oynamayı
Atomu parçalayıp bomba yapmayı
Dev füzelerle uzaya çıkmayı
Hatta gökyüzünde uçmayı
Chatte dünyayla konuşmayı
Hidrojen bombalarını
Koyun klonlamayı
|
|
|
Japon insanının kültür isteminin "yola" ilintisinin "esere" olan ilintisinden daha güçlü oluşu olgusu, onun "alıştırma" (temrin) kavramında da ifadesini bulmuştur. Biz, "alıştırma" denilince; özellikle belirli bir muktedir oluşun, becerinin, bir tekniğin, belirli bir eser hâline gelmesinin eğitimini anlarız ve ancak ikinci plânda, onda bir " egzersiz’ler toplamını görürüz: Bir Japon için de "temrin" ediş belirli bir başarının ele geçirilmesi uğruna iç olgunlaşmanın yolu diye anlaşılır. Belli bir eğitim almak isteyen kişi, alıştırma yapmayı, öylesine ciddiye alır ki, olgun bir insanın karşısına çıktığı zaman alıştırmanın ne olduğunu ve ne olacağım hemen sorar. Alıştırmanın anlamı. Batılı için özellikle "esere" Japon için ise "olgunluğa" dayanır ve bu görüşte genel insancıl bir soruna işaret ediş içindir.
|
|
|
Tekâmüle doğru yol alan insanın önünde sayısız engeller vardır. Bu engellerin bilinmesi onları bertaraf etmenin ilk adımıdır. Problemin çözümü yolundaki ilk adımın, problemin sahih bir şekilde tanımlanması olduğu gibi… Bu engeller, çelişkiler, açmazlar, dengesizlikler ve uçurumların tanımlanması ve somut verilerle ortaya konması, tekâmüle doğru yol almak isteyen insan için hayati önem arz edeceği kanaatindeyim:
|
|
|
Bireyin kendi varlığına şahit olarak yaşaması için bireyde olması gereken unsurlar nelerdir? Yaşıyor olmak sanırım tek başına varlık bilincini açıklamaya yetmiyor. Varlık bilincini açıklamak için nefes alıp vermenin ötesinde şeyler olması gerekir. Varolmakla varlık bilincini elinde tutmak aynı şeyler değildir. Varolabilirsiniz ama bu işe yaradığınız anlamına gelmez. Hem varolup hemde işe yaramamak nasıl mümkündür.
|
|
|
Sen benim üstüne titrediğim güzel ve yeni
Saatim kadar saadetimin gözbebeği zamansın
Ben bin parçaya bölündüm her parçasında
Her parçasındayım kırkayak sesli boğuk arkadaşlığın
Çalkantısız Üniversitenin yalnızlığın ve ağlamanın
Erkek ağlar mı diyeceksin
Hayberin kapısı ağlar mı erkek ağlar mı
Ben yel gibi erkekler ağlar diyorum
|
|
|
Aydınlanma , insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır Sapare Aude! Aklını kendin kullanmak cesaretini göster! Sözü şimdi Aydınlanmanın parolası olmaktadır.
|
|
|
Alışveriş tanrısının âmiri piyasa tanrısı, iman arayışındaki bunalmış kitlelere şöyle sesleniyor: “Ey iman edenler, harcayın ve selâmete erişin; biz ahir zaman tanrıları, aslında hep aynı hakikatten farklı sûretler gösteren birer kristal yüzeyi gibiyiz. Önemli günlerini hediyeleşmeden geçirenler zinhar ziyandadır. Şeytan size, ‘Ne gerek var, tutumlu olalım’ diye sağınızdan ve solunuzdan ve önünüzden ve arkanızdan sinsice yaklaşıp seslenir. İğvasına kapılmayın. Harcayacak kadar kazanabilenler kardeştir. Şimdilik param yok diye ye’se kapılmayın; kredi kartlarınız, sizleri tarağın dişleri gibi eşit kılar. Ne mutlu kartının hakkını verebilene; tüketiniz, mutlak hakikate garkolunuz…”
|
|
|
Eskişehir’de bir "Büyük Doğu" yolcusu Atasoy Müftüoğlu Ağabeye hayatının 5 vaktini sorduk. Harika şeyler söyledi.11 Ocak 2010 Pazartesi 12:19
Atasoy Müftüoğlu… Yeryüzü coğrafyasının büyük üstadı. “Firak”la başlayan yolculuğuna daha nice eserler ekleyerek yürüyen Büyük Doğu yolcusu. Eskişehir’de yaşıyor ama yüreği ve aklı bir bakmışsınız Somali’de, bir bakmışsınız Çeçenistan’da Keşmir’de, Kudüs’te, Kandahar’da, Halep’te, Moro’da, Lion’da, Heidelberg’de, Pekin’de yürüyüşüne devam ediyor. Soluğu hiç kesilmeyen bir atlıdır O; “Önden Giden Atlılar”ın en en soylu olanlarından…
|
|
|
|
|
|
De ki: "Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır." Allah, kullarını hakkıyla görendir. (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler,Sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir. 3/15,16,17
|
|
"İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur." Mevlana
|
|
Asaf Hüseyin’in "Devlet ve Terör" isimli kitabı Pınar yayınlarınca yayımlanmıştır.
|
|